Icerige atla
Politika 📰 68/100

Seçim Adaylarının Harcama Limitlerini Aşması Artık Sıradan Hale Geldi

Seçim Adaylarının Harcama Limitlerini Aşması Artık Sıradan Hale Geldi

Seçim kampanyası döneminde adayların harcamalarına yönelik soruşturmaların ne anlamı var? Herkes yasanın belirlediği limiti aşıyor. Adayların büyük çoğunluğu, hangi seçime katılırsa katılsın bu yasayı tamamen görmezden geliyor.

Sayıştay'ın iki yıl önceki belediye seçimlerindeki aday harcamalarına ilişkin Pazartesi günü yayımladığı rapor bu durumu bir kez daha gözler önüne serdi. Rapora göre Limasol belediye başkanı seçilen Yiannis Armeftis, 30.000 Euro'luk kampanya harcama limitini yüzde 105 oranında aştı. Amathunta'yı kazanan Kyriakos Xydias ise 20.000 Euro'luk limiti yüzde 48 oranında aştı. Rapora göre dört aday daha yasal limitleri geçti.

Bu limitler, belediyedeki seçmen sayısına göre belirleniyor; Limasol'un limiti bu nedenle daha yüksek. Ancak günümüz koşullarında bu limitler gülünç derecede düşük kalıyor ve adayların bu limitleri görmezden gelmesi son derece anlaşılır bir durum. Kimileri bunu açıkça yapıyor, kimileri ise gizlice. Sayıştay başkanı da bu noktayı kabul ederek yasanın yalnızca reklam harcamalarını kapsadığını ve harcamaların büyük bölümünün bu alanın dışında kaldığını açıklıyor. Örneğin büyük kampanya etkinliklerinin masraflarını bir adayın destekçisi karşılayabiliyor ve bu harcama seçim hesaplarında yer almıyor. Bir reklam faturasını üçüncü bir taraf da ödeyebiliyor ya da aday nakit ödeme yapabiliyor. Kıbrıs'ta bunların duyulmamış şeyler olmadığı biliniyor.

Seçim kampanyalarında harcama limiti koymanın mantığı, tüm adaylara eşit koşullar sağlamak. Ancak bu sistemin işe yaradığını düşünmek saflık olur. Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides'in yakın çalışma arkadaşı ve eski Enerji Bakanı Giorgos Lakkotrypis, adayların yasayı nasıl devre dışı bıraktığını kamera karşısında anlattı. Lakkotrypis, kampanya harcamalarında limit olduğu için Christodoulides gibi bir adayın izlenemeyen nakit bağışlar kabul edebildiğini söyledi. Geçmişte bu yöntemin herhangi bir sorun yaratmadan uygulandığını ima etti. Bu para adayın kampanya hesaplarına yansımıyor ama harcanıyor.

Nakit ödemelerle kolaylaştırılan bu şeffaflık eksikliği tüm seçim kampanyalarında kendini gösteriyor. Mayıs ayında parlamento seçimleri yapılacak ve adayların afişleri aylardır her yerde görülüyor. Sayıştay, afişlere ve sosyal medyaya ne kadar harcandığını denetleyebilir. Ancak bir aday seçmenlere lüks bir kokteyl partisi verip bu masrafı beyan etmezse, bunu kim bilebilir?

Seçim kampanyası harcamalarını takip etmek son derece zor. Gerçek şu ki adaylar, yasanın koyduğu limitin iki ya da üç katı olsa bile ellerinden gelen her şeyi harcıyor. Bunu yaparken seçimde avantaj elde etmeyi umuyorlar. Geçmişte fazla harcama nedeniyle para cezası alan adaylar oldu ama sayıları çok az. Geri kalanlar cezasız kalarak yasayı çiğniyor. Çünkü seçimlerden iki yıl sonra yayımlanan sınırlı bir Sayıştay raporu, yasa ihlallerini caydırıcı bir etki yaratmıyor. Milletvekillerinin kampanya harcamaları üzerinde daha etkili denetim mekanizmaları için oy kullanacağından da ciddi şüphe duyuluyor.

Paylaş: