Avrupa Komisyonu, kamu ihalelerine yönelik yeni kurallar önerdi. Önerilen bu kurallar, şirketlerin erişimini kolaylaştırmak ve bürokrasiyi kökten azaltmak için AB genelinde tek bir platform oluştururken, üye devletlere teklifleri AB içerik kriterlerine göre eleme seçeneği de sunuyor.
Çarşamba günü sunulan bu öneri, Komisyon'un Tek Pazar'ı, güvenliği ve tedarik zinciri dayanıklılığını güçlendirmek, ayrıca eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi ve eski İtalya Başbakanı Enrico Letta'nın uyarılarının ardından sanayi gerilemesini önlemek için aldığı bir dizi önlemin en sonuncusu.
Kamu alımları, Avrupa Birliği'nin gayrisafi yurtiçi hasılasının yaklaşık yüzde 15'ini, yani 2025 yılı itibarıyla 2,5 trilyon euroyu (2,91 trilyon dolar) oluşturuyor. Bu durum, yoğun uluslararası rekabet ve tedarik zinciri kırılganlığıyla mücadelede güçlü bir araç niteliği taşıyor. Ancak Draghi ve Letta gibi eleştirmenler, birliğin kolektif gücünü kullanmak için kamu alımlarını yeterince değerlendirmediğini savunuyor.
İhalelere teklif veren şirketler, birliğin 27 yargı bölgesinde (federal düzeyden bölgesel düzeye kadar) gezinmesi zor olan çok sayıda şablon, farklı dil ve tekrarlayan belge talepleriyle karşı karşıya kaldıklarından şikayetçi.
Yeni kurallar, ihale sürecini sadeleştirecek ve yetkililerin sözleşmeleri büyük ölçüde sadece maliyete göre vermesini zorlaştıracak. Bu sayede, örneğin Çinli şirketlerin sübvansiyonlarla sunduğu ucuz malların önüne geçilmesi hedefleniyor.
Komisyon İcra Başkan Yardımcısı Stéphane Séjourné, gazetecilere yaptığı açıklamada, "Üç farklı direktiften tek bir tüzüğe geçiyoruz. Bu, köklü bir sadeleştirme anlamına geliyor" dedi.
Séjourné sözlerini şöyle sürdürdü: "Ekonomik yanıtın ve Avrupa'nın ekonomik modelindeki değişimin bir kısmının da iç pazardan ve onun güçlendirilmesinden kaynaklandığına inanıyoruz. Bu nedenle, özellikle Çin, Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer tüm büyük güçlerin bu aracı kendi sanayi ve ekonomik stratejileri için kullandığı bir dönemde, bu stratejik bir kaldıraç niteliği taşıyor."
KALİTE VE AVRUPA TERCİHİ
Kamu alımları, Çarşamba günü yine önerilen ve AB rekabetini teşvik etmeyi amaçlayan başka bir girişim olan Avrupa Yenilikçilik Yasası'nın da merkezi bir parçası. Bu yasa, kamu kurumları da dahil olmak üzere artan yatırımlarla yeniliklerin pazara sunulması için yeterli talebi sağlamayı hedefliyor.
Yeni tüzük, AB'nin mevcut üç kamu alım direktifinin yerini alarak kuralların uygulanmasında ulusal takdiri azaltacak. Kurallar, savunma hariç tüm sektörleri kapsayacak.
Yetkililer, sözleşmeleri verirken kritik altyapı, siber güvenlik, tedarik zinciri kesintileri, stratejik bağımlılıklar ve yabancı etkisiyle bağlantılı riskleri dikkate almaya teşvik edilecek, bazı durumlarda ise bu zorunlu hale gelecek.
Sözleşmeler "en iyi fiyat-kalite oranı" temelinde verilecek. Kalite kriterleri toplam puanın en az yüzde 30'unu, emek yoğun sözleşmelerde ise en az yüzde 50'sini oluşturacak.
Önlemler, genel bir "Avrupa'dan Al" zorunluluğu getirmiyor; ancak Avrupa'daki yetkililere, toplam değeri üzerinden yüzde 50'den daha az AB içeriğine sahip teklifleri eleme, erişimi yalnızca AB işletmecileriyle sınırlama ve stratejik sektörlerde AB şirketlerine öncelik tanıma imkanı sağlıyor. AB'nin ticaret anlaşmaları yaptığı ve kamu alımlarında karşılıklılık ilkesi uyguladığı ülkeler bu kapsamın dışında tutulacak.
AB genelinde uygulanacak yeni dijital alım sistemi; elektronik işletme kimlik bilgilerini, alım platformları için birlikte çalışabilirlik kurallarını ve şeffaflığı, denetimi ve sözleşmelere sınır ötesi erişimi iyileştirmeyi amaçlayan ulusal ve AB düzeyindeki alım veri alanlarını içerecek.
Séjourné konuya ilişkin olarak, "İşletmeler ve KOBİ'ler için çok basit bir çözüm sunduk: Yanıt verilecek her kamu ihalesi için ayrı ayrı kayıt yaptırmak yerine, bu platformda tek bir kayıt işlemi yeterli olacak" ifadelerini kullandı.