Sendikaların gücünü gösteren en çarpıcı örneklerden biri, sendika liderlerinin kendi işverenleri tarafından ödüllendirilmesi. Bu durum sadece kamu sektörüne özgü değil. Banka çalışanları sendikası Etyk'in yaklaşık 30 yıl görev yapan lideri, işvereni için neredeyse hiç üretken bir iş yapmamasına rağmen düzenli olarak terfi ettirildi ve maaş skalasında yükseldi. Aksine, zamanının çoğunu sendika işleriyle geçiriyor, bankalara sürekli baskı yapıyor ve neredeyse her istediğini alıyordu. Bankalar da bu hizmeti karşılığında onu cömertçe ödüllendiriyordu.
İşverenin sendika patronlarının maaşını ödemesi gibi bu yanlış uygulama, kamu sektöründe kural haline gelmiş durumda. Örneğin, öğretmen sendikası yönetimine seçilen öğretmenlerin maaşları vergi mükellefleri tarafından ödeniyor, ancak bu kişiler sadece sendika için çalışıyor. Kariyer ilerlemeleri ise hiç etkilenmiyor; hatta müdürlüğe kadar yükselebiliyorlar çünkü Milli Eğitim Bakanlığı, sendika çalışmalarını öğretmenlik hizmeti olarak saymak zorunda kalıyor. Aynı durum devlet hastanelerindeki hemşireler ve doktorlar ile memurlar için de geçerli. Kamu sektöründe, iş kurallarını hiçe saymayı da içeren tam zamanlı sendika aktivizmi, kariyer ilerlemesine engel değil.
İşte bu bağlamda, Isotita sendikasının hapishane gardiyanları şubesi başkan yardımcısının işten atılması değerlendirilmeli. Sendika görevi nedeniyle dokunulmaz olduğunu zanneden bu kişi, aklına estiği gibi davranıyordu. Adalet Bakanlığı'nın emriyle yapılan soruşturma, sendikacının "haftanın belirli günlerinde görevine sistematik olarak gelmediğini" ve "Cezaevleri Dairesi'nin resmi talimatlarına ve kararlarına defalarca uymadığını" ortaya çıkardı.
Sendikası Isotita, her zamanki gibi "öfke ve hayal kırıklığı" ifade ederek işten çıkarmayı "açıkça haksız ve kışkırtıcı" olarak nitelendirdi. Oysa durum hiç de öyle değildi. Gardiyan işe gelmiyor ve amirlerinin talimatlarını görmezden geliyordu. Sendikadaki konumu nedeniyle kuralların ve iş yönetmeliklerinin kendisi için geçerli olmadığını düşünüyordu. Bu tür davranışlar kamu sektöründe yaygın; sendika yetkilileri kendilerini dokunulmaz görüyor ve bu düşüncelerinde haksız da sayılmazlar çünkü kamu amirleri onlarla uğraşmaktan korkuyor.
Ancak Adalet Bakanı Kostas Fitiris böyle bir korku göstermedi. Kendisine bildirildiğinde konuyu halının altına süpürmeye yanaşmadı. Orduda görev yapmış biri olarak düzen ve disiplinin önemini biliyor. Kamu sektöründeki herkesin izlemesi gereken bir örnek oluşturarak sendika yetkililerinin dokunulmaz olmadığını açıkça ortaya koydu. Bir sonraki adım, bir kamu çalışanının sendika yetkilisi olarak görev yaptığı süre boyunca kariyer ilerlemesinin durdurulması olmalı.