Icerige atla
Yaşam 📰 58/100

Ebeveynlerin psikolojik değerlendirmesinde rıza şartı belirlendi

Ebeveynlerin psikolojik değerlendirmesinde rıza şartı belirlendi

Kıbrıs İstinaf Mahkemesi, ebeveyn sorumluluğu davalarında psikolojik değerlendirme dayatılmasının anayasal sınırlarını belirledi. Aile uyuşmazlıklarında yargısal düzenleme genellikle yoğun çatışma ortamında gerçekleşir ve çocuğun üstün yararı en temel yol gösterici ilke olarak öne çıkar.

Ancak bu ilke anayasal çerçeveden bağımsız işlemez. Hukuk devleti güvenceleri ve ebeveynlerin bireysel haklarıyla uyumlu olması gerekir. Bir mahkeme, tarafların kişisel ve psikolojik alanına müdahale eden tedbirler almayı değerlendirdiğinde, mesele salt usule ilişkin olmaktan çıkar ve köklü bir kurumsal nitelik kazanır.

Davanın arka planı ve itiraz edilen karar

İstinaf Mahkemesi, Kıbrıs yargı tarihinde yeni bir içtihat niteliği taşıyan kararını 19 Şubat tarihli E24/2025 sayılı hukuk temyiz davasında verdi. Dava, ebeveyn sorumluluğu yargılaması kapsamında görüldü.

Aile Mahkemesi, ara karar aşamasında tarafların yetişkin ruh sağlığı hizmetleri tarafından yürütülen bir değerlendirme sürecine veya programına katılmalarını emretti. Ayrıca yetkili birimler gerekli görürse psikolojik danışmanlık veya destek hizmetlerinin de sürece dahil edilebileceğini belirtti.

Başvuran taraf bu karara itiraz ederek rıza olmadan bu tür bir değerlendirmenin dayatılmasına yasal dayanak bulunmadığını ve özel yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürdü.

İstinaf Mahkemesi'nin önündeki temel mesele şuydu: Emredilen "değerlendirme" Aile Mahkemesi'nin yetkisi dahilinde uygun bir geçici tedbir olarak kabul edilebilir miydi, yoksa hasta hakları mevzuatı kapsamında özel düzenlemeye tabi bir sağlık müdahalesi mi teşkil ediyordu?

Mahkemenin yeni hukuki yaklaşımı

İstinaf Mahkemesi, hasta hakları mevzuatı ışığında "sağlık hizmeti" kavramını esaslı ve sistematik biçimde yorumladı. Mahkeme, sağlık hizmetinin ruh sağlığı dahil her türlü önleme, tanı koyma veya değerlendirme eylemini kapsadığını vurguladı.

Bir kişinin psikolojik durumunun "değerlendirilmesi", maddi açıdan bir "tanı" işleminden farklı değildir; çünkü mevcut bir rahatsızlığın tespit edilmesine veya ortaya çıkmasına yol açabilir.

Mahkeme, başvuranın avukatının görüşüne katılarak bu tür bir değerlendirme dayatmasının kişisel alana müdahale oluşturduğuna ve sağlık hizmeti kapsamına girdiğine hükmetti. Bu nedenle bilgilendirilmiş rıza gereklidir.

Değerlendirme basit bir usul kolaylığı değil, potansiyel olarak tanısal nitelik taşıyan bir tedbirdir. Açık yasal yetki bulunmadığı sürece bu yükümlülüğün tek taraflı olarak dayatılması mümkün değildir.

Yargısal takdir yetkisinin sınırları ve orantılılık ilkesi

İstinaf Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin takdir yetkisinin kullanımına istinaf müdahalesinin ancak bu yetkinin hukuki çerçeve dışında veya hatalı bir hukuki temele dayalı olarak kullanıldığı durumlarda haklı görüleceği temel ilkesini yineledi.

Mevcut davada Aile Mahkemesi, söz konusu tedbirin ara karar aşamasında neden gerekli olduğunu yeterince gerekçelendirmedi. Bu durum özellikle küçükler için destek tedbirlerinin halihazırda uygulamaya konmuş olması karşısında dikkat çekiciydi.

Ayrıca mahkeme, değerlendirme veya ebeveyn desteğinin gerekip gerekmediğine karar verme yetkisini fiilen Ruh Sağlığı Hizmetleri'ne devretmişti. İstinaf Mahkemesi, bu düzenlemenin yargısal kararın sorunlu biçimde devredilmesi anlamına geldiğine ve hakları sınırlandırma koşullarının karşılanıp karşılanmadığını bizzat mahkemenin belirlemesi gerektiği ilkesine aykırı düştüğüne hükmetti.

Mahkeme orantılılık ilkesine özellikle vurgu yaptı. Psikolojik alana müdahale eden bir tedbirin dayatılması, açık bir gereklilik tespiti ve yeterli olgusal temel gerektirir.

İstinaf Mahkemesi, bu temelin yeterince oluşturulmadığı ve kararın gerekli özel gerekçe olmaksızın verildiği sonucuna vardı. Sonuç olarak ilk derece mahkemesinin takdir yetkisini yasanın izin verdiği sınırların ötesinde kullandığına hükmederek itiraz edilen kararı bozdu.

Bu karar, aile uyuşmazlıkları bağlamında ebeveynlere psikolojik değerlendirme dayatılmasına ilişkin net içtihat sınırları çizdi. Çocuğun üstün yararının yargısal müdahale için sınırsız bir yetki belgesi olmadığını, katı anayasal sınırlar dahilinde gözetilmesi gerektiğini hatırlattı.

Hukuk devletinde en hassas aile meseleleri bile yargı yetkisinin gayri resmi genişletilmesine zemin olamaz. Dayatılan tedbir, hasta haklarını koruyan özel yasal çerçeveye tabi bir sağlık müdahalesi niteliğindeydi.

Paylaş: