Dijital bankalar, euro bölgesinde para politikasının aktarım mekanizmasını yeniden şekillendiriyor. Bu değerlendirme, Avrupa Merkez Bankası (ECB) para politikası danışmanı Katarzyna Budnik'e ait.
Budnik, yakın zamanda yayımlanan analizinde önemli bir bulguya dikkat çekti. Dijital bankalar, şube tabanlı geleneksel kurumlara kıyasla mevduat faizlerini çok daha hızlı ayarlıyor, ancak kredi faizlerinde daha yavaş bir tepki gösteriyor.
Bankacılık giderek çevrimiçi platformlara kayıyor. Bu nedenle politika kararlarının finansal koşulları etkileme biçimi de değişiyor. Dijitalleşme hem fonlama hem de kredi dinamiklerini dönüştürüyor.
2022-2023 dönemindeki sıkılaştırma sürecinde dijital bankalar daha agresif davrandı. Mevduat faizlerini rakiplerinden hem daha hızlı hem de daha yüksek oranda artırdılar.
Bu strateji onlara mevduat girişlerini koruma imkânı verdi. Ancak kârlılıklarına zarar verdi çünkü kredi faizleri aynı oranda yükselmedi.
Budnik konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: "Dijital bankalar, politika değişikliklerine göre mevduat fiyatlamasını ayarlamada hızlı, ancak kredi fiyatlamasını güncellemede yavaş."
Sonuç olarak dijital bankaların faiz marjları daraldı. Bu daralma, yüksek fonlama maliyetleri ile görece sabit kalan kredi getirileri arasındaki uçurumu yansıtıyor.
Marj baskısı kredi büyümesine de yansıdı. Dijital bankalarda kredi büyümesi geleneksel bankalara göre daha zayıf kaldı ve dijital kredi verenler daha sınırlı bir alanda hareket etmek zorunda kaldı.
Çalışma, 2024-2025 dönemindeki erken gevşeme aşamasında bazı eğilimlerin tersine dönmeye başladığını da ortaya koydu.
Dijital bankalar yeni müşteriler için mevduat faizlerini daha hızlı düşürdü. Bu hamle marjların toparlanmasına yardımcı olurken fon çekme konusundaki önceki avantajlarını da azalttı.
Budnik bu noktada şu tespiti yaptı: "Genel tablo şunu gösteriyor: Banka dijitalleşmesi, para aktarımının kredi kanalındaki banka fonlama ayağını güçlendiriyor."
Çalışma, 2016 ile 2025 yılları arasında euro bölgesinde faaliyet gösteren 170'ten fazla dijital bankayı kapsayan bir veri setine dayanıyor.
Araştırmacılar bu kurumları üç farklı iş modeline ayırdı: perakende odaklı, hizmet odaklı ve toptan satış odaklı dijital bankalar.
Dijital bankaların geleneksel bankalardan ortalama olarak daha küçük olduğu tespit edildi. Bilançoları büyük ölçüde gecelik mevduata dayanıyor ve daha geniş likidite tamponları ile yazılım sistemleri gibi maddi olmayan varlıklara sahipler.
Bu kurumlar ayrıca faiz gelirine ek olarak ücret ve komisyonlardan da daha yüksek bir gelir elde ediyor.
Rapora göre dijital bankaların toplam ağırlığı hâlâ mütevazı düzeyde. Ancak dijital bankalar son on yılda istikrarlı biçimde büyüdü, özellikle düşük faiz ortamında bu büyüme belirgindi.
Sıkılaştırma döngüsü ise sektörde ilk dijital banka kapanışlarını da beraberinde getirdi. Bu durum sektörde ortaya çıkan baskılara işaret ediyor.
Analiz, dijital bankaları benzer geleneksel kurumlarla karşılaştırdı. Hem sıkılaştırma hem de gevşeme dönemlerinde mevduat ve kredi faizleri ile fonlama ve kredi hacimleri inceleme altına alındı.
Bulgular tutarlı bir tablo ortaya koydu: Dijital bankalarda mevduat fiyatlaması daha duyarlı. Bu duyarlılık, uygulama tabanlı bankacılıkla birlikte düşen geçiş maliyetlerinden kaynaklanıyor.
Müşteriler artık fonlarını kurumlar arasında kolayca taşıyabiliyor. Bu durum, dijital bankaları mevduatları elde tutmak için daha hızlı tepki vermeye zorluyor.
Budnik bu konuda şu detayı paylaştı: "Bu örüntü en güçlü şekilde bağımsız dijital bankalarda görülüyor." Grup bünyesindeki kurumların ise mudilerin güveninin daha güçlü olması nedeniyle daha kademeli bir ayarlama yaptığını da ekledi.
Kredi tarafında ise tepki daha zayıf kaldı. Yüksek fonlama maliyetlerine rağmen kredi faizleri büyük ölçüde rakiplerle aynı seyirde yükseldi.
Bu durum şunu gösteriyor: Kredi piyasalarındaki rekabet, yüksek maliyetlerin borçlulara yansıtılmasını sınırlıyor. Bu kısıt özellikle müşteri tabanını genişletmeye çalışan dijital bankalar için geçerli.
Bir diğer önemli bulgu ise sıkılaştırma aşamasında hacim değişikliklerinden çok fiyat ayarlamalarının belirleyici rol oynadığı oldu.
Dijital bankalar bu süreçte mevduat hacimlerini önemli ölçüde artırmak yerine cazip faiz oranları sunarak istikrarlı para girişlerini korudu.
Budnik bu noktayı şöyle özetledi: "Sıkılaştırma sırasındaki ayarlamalar ağırlıklı olarak mevduat hacimlerindeki değişiklikler yerine fiyatlar üzerinden gerçekleşti."
Ancak zaman içinde tablo değişti. Dijital bankalarda kredi faaliyetleri daha keskin biçimde yavaşladı, bu da daralan marjların birikmiş etkisini gözler önüne serdi.
Gevşeme aşamasında ise dijital bankalar yine ayarlama sürecine öncülük etti. Mevduat faizlerini geleneksel kurumlardan daha hızlı düşürdüler.
Bu durum marjların toparlanmasına destek oldu. Aynı zamanda mudiler açısından göreceli çekiciliklerini de azalttı.
Aynı dönemde kredi faizleri görece yapışkan kaldı ve mevduat faizlerine kıyasla daha kademeli bir düşüş gösterdi.
Budnik bu konuda şu yorumu yaptı: "Kredi faizleri daha kademeli düştü ve aşağı yönde yapışkan kalmaya devam etti."
Genel sonuç şu şekilde özetlenebilir: Para politikasının aktarımı giderek bankaların fonlama tarafından yönlendiriliyor, bu durum özellikle dijitalleşmiş piyasalarda belirgin.
Mevduat faizleri politika değişikliklerine daha erken ve güçlü tepki veriyor. Kredi faizleri ise gecikmeli bir uyum gösteriyor.
Bu dinamik sıkılaştırmanın etkisini büyütebiliyor. Çünkü marjları daraltarak kredi genişlemesini yavaşlatıyor.
Rapor sıkılaştırma ve gevşeme dönemleri arasındaki farklara da değindi. Buna göre her iki durumda da mevduat faizlerindeki ayarlamalar daha erken gerçekleşiyor, ancak şiddet açısından farklılıklar bulunuyor.
Finansal istikrar açısından bulgular endişe verici bir tabloya işaret ediyor. Dijital bankaların kârlılığı üzerinde sürekli bir baskı söz konusu.
Budnik bu riske dikkat çekerek şunları söyledi: "Sıkılaştırma sırasında daralan marjlar sürekli hale gelirse kârlılığı zorlayabilir ve piyasa değerini aşındırabilir."
ECB de dijital bankacılığın büyümesiyle birlikte daha fazla kurumun benzer zorluklarla karşılaşabileceği uyarısında bulundu. Bu durum yakın denetim ihtiyacını artırıyor.
Özellikle düzenleyicilerin perakende fonlamanın istikrarını ve bankaların marj baskılarını absorbe etme kapasitesini değerlendirmesi gerekiyor. Bu değerlendirme hızlı faiz değişimleri yaşanan dönemlerde daha da kritik hale geliyor.
Analiz son olarak şu sonuca ulaştı: Stres testleri ve denetim incelemeleri bu dinamikleri dikkate almalı. Çünkü dijitalleşme bankacılık alanını dönüştürmeye devam ediyor.