Amerikalı tenisçi Coco Gauff, kadın sporlarında adilliği sağlamak amacıyla zorunlu genetik test yapılmasına sıcak baksa da, Kadın Tenis Birliği'nin (WTA) kutuplaştırıcı ve politize olmuş bu konuda istenmeyen sonuçlarla karşı karşıya kalabileceği endişesini taşıyor.
2028 Los Angeles Olimpiyatları için tüm tenis katılımcılarına SRY geni olarak bilinen DNA segmenti için zorunlu test yapılması onaylandı. Cinsiyet bazlı taramalar, Oyunlardaki diğer birçok spor dalında zaten Olimpiyat test sürecinin bir parçası olarak uygulanıyor.
Atletizm, boks ve kış kayakı gibi dallar, yönetim organlarının halihazırda cinsiyet taramalarını denetlediği Olimpiyat sporları arasında yer alıyor.
Çarşamba günü Toronto'da düzenlenen National Bank Open'da Kayla Day'i yenen Gauff, bu endişelerini ve olası olumsuz etkileri hassas bir dille paylaşmaya çalıştı.
"Evet, sanırım kadın sporlarındaki adilliği koruma çabasıyla bir nevi hemfikirim," diyen Gauff, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ancak bu durumun yarattığı saldırı dalgasından da hiç hoşlanmıyorum," ifadelerini kullanan 22 yaşındaki tenisçi, "Gerçekten umursamayan ama sadece bunu trans topluluğuna saldırmak için bir bahane olarak kullanmak isteyen insanlar var. Bu yüzden buna da pek taraftar değilim" şeklinde konuştu.
Bu konu, son haftalarda farklı spor dallarındaki sporcular tarafından masaya yatırılırken, birçok WNBA oyuncusu da basın toplantılarında cinsiyet kimliğiyle ilgili sorulara yanıt verdi.
Indiana Fever oyun kurucusu Sophie Cunningham, Gauff'un bakış açısıyla örtüşen bir noktada duruyor. Cunningham, geçen ay ESPN'de yayımlanan bir haberde, "soyunma odasındaki genç kızları korumak" istediğini ve rekabetçi sporlarda "biyolojik erkeklere karşı yarışmak zorunda kalmamaları gerektiğini" savunmuştu.
Portland, Chicago, Minnesota ve Seattle'daki bazı rakip şehirlerdeki taraftarlar, Cunningham'ın bu duruşuna salonlarda veya salonların etrafında seslerini ve pankartlarıyla tepki gösterdi.
Minnesota Lynx başantrenörü Cheryl Reeve ile Cunningham, Minneapolis'teki Fever-Lynx maçından önce bu konuyu görüştü. İki isim de bu görüşmenin "sevgi" temelli bir ortamda gerçekleştiğini belirtti.
"Birçok insan ekranların arkasına saklanıp bu tür şeyleri seviyor. Onun kendi bakış açısına dair hikayeleri vardı, benim de kendi bakış açıma dair hikayelerim," diyen Cunningham, "Oradan sevgi ve saygıyla ayrıldık ve bence her şeyin özü bu" ifadelerini kullandı.
Reeve ise trans sporcular etrafında şekillenen kamuoyu tartışmalarının çerçevesini netleştirmenin gerekli olduğunu hissetti.
"Kızların soyunma odalarında 'biyolojik erkekler' varmış gibi bir durum söz konusu değil," diyen Reeve, "Kullanılan ifadeler ve oradaki ima, trans kadınların soyunma odasında bir şekilde yırtıcı varlıklar olduğu algısını yaratıyor" şeklinde konuştu.