Icerige atla
Ekonomi

Güneydoğu Avrupa ve Doğu Akdeniz'de Enerji Güvenliği Krizi Derinleşiyor

Güneydoğu Avrupa ve Doğu Akdeniz'de Enerji Güvenliği Krizi Derinleşiyor

İran'daki savaş, enerji güvenliğine bakış açımızı kökten değiştirdi. Bu savaşın etkisi güneydoğu Avrupa ve Doğu Akdeniz dahil tüm dünyayı sarıyor. Güneydoğu Avrupa Enerji Enstitüsü (IENE), bu hafta Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu'nda konuyu ele alan bir yuvarlak masa toplantısı düzenledi.

Düşünülemez olan gerçek oldu. İran, Hürmüz Boğazı'nı kapattı ve bu durum küresel petrol ile LNG arzını derinden sarstı. Rakamlara bakıldığında küresel arzdaki kesintiler şöyle: ham petrol yüzde 20, LNG yüzde 20, amonyak/üre yüzde 35, kükürt yüzde 40, helyum yüzde 25, metanol yüzde 25, jet yakıtı yüzde 15.

Hürmüz Boğazı'nın kapatılması yetmezmiş gibi, İsrail savaşı daha da tırmandırarak dünyanın en büyük gaz sahalarından biri olan ve İran'ın enerji sisteminin bel kemiğini oluşturan Güney Pars gaz tesislerine saldırdı. BAE ve Katar bile bu saldırıyı kınadı. İran ise karşılık olarak Katar'daki Ras-Laffan LNG kompleksini vurdu. Bu tesis küresel LNG ihracatının yüzde 20'sini üretiyor ve aylarca devre dışı kaldı. Katar, iki sıvılaştırma ünitesinin hasar gördüğünü ve onarımın üç ila beş yıl sürebileceğini açıkladı. Bu durum LNG üretiminin yüzde 17'sini etkiliyor. Sonuç olarak sektörün beklediği LNG arz fazlası artık gerçekleşmeyecek ve LNG fiyatları 2030'a kadar yüksek kalmaya devam edecek.

Ham petrol ihracatındaki kayıp ve Orta Doğu rafinerilerine yönelik saldırılar, motorin, benzin ve jet yakıtı fiyatlarını da rekor seviyelere taşıdı. Ulaşım ve havacılık maliyetleri büyük darbe aldı. Jet yakıtı şu anda savaş öncesi fiyatının iki katına satılıyor. Ras-Laffan saldırısının ardından Brent petrol 114 dolar/varile, TTF doğal gaz ise 68 euro/MWh seviyesine fırladı. Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamalarının ardından piyasalar, petrol ve gaz tesislerine yönelik saldırıların daha fazla tırmanmayacağına inanmaya başladı. Brent 108 dolar/varile, TTF doğal gaz ise 61 euro/MWh'nin altına geriledi.

Hürmüz Boğazı kapalı kaldığı sürece enerji fiyatları yüksek kalacak. Boğazın açılması ne kadar uzun sürerse fiyatlar o kadar artacak ve yüksek seyir o kadar uzun sürecek. Tırmanma riski de her zaman mevcut. Eğer çatışma yayılırsa veya boğaz üç aydan fazla kapalı kalırsa, Brent petrolün 150 dolar/varili aşması şaşırtıcı olmaz.

Bu durum küresel tedarik zincirlerinde büyük aksaklıklara yol açıyor. Asya ve Avrupa'nın petrokimya ve diğer endüstrileri, havacılık, ulaşım, tarım ve gıda sektörleri ciddi şekilde etkileniyor.

Güneydoğu Avrupa ve Doğu Akdeniz'deki ekonomik ve enerji güvenliği üzerindeki etkiler de bir o kadar ağır.

Doğu Akdeniz Enerji Güvenliğine Etkisi

Savaş, güneydoğu Avrupa ve Doğu Akdeniz ülkelerini orantısız biçimde etkiledi. Bunun nedeni bu ülkelerin gayri safi yurt içi hasılalarındaki yüksek enerji yoğunluğu, küresel enerji fiyat dalgalanmalarına karşı hassasiyetleri ve denizcilik merkezi olarak üstlendikleri roldür.

Çatışma, Doğu Akdeniz'deki gerilimleri yeniden alevlendirdi. Kıbrıs ve Yunanistan yakınlarındaki hidrokarbon arama faaliyetleri tehdit altına girdi. Yunanistan ile Türkiye arasındaki sürtüşme arttı. Savaş bölgesine yakınlık nedeniyle bölgesel tehditler ve gerilim yükseldi.

İngiltere'nin Kıbrıs'taki Akrotiri üssü yakınında gerçekleşen bir drone saldırısı ada genelinde endişe yarattı. Yunanistan ve birçok AB ülkesi, Kıbrıs'ı drone ve füze saldırılarına karşı korumak için fırkateyn ve savaş uçağı konuşlandırdı. Buna karşılık Türkiye, Kıbrıs'ın kuzeyine kendi savaş uçakları ve hava savunma sistemlerini yerleştirerek adadaki "güç dengesini pekiştirmeyi" amaçladığını açıkladı. Bu adım bölgesel gerilimi daha da artırdı.

İran'dan gelen artan saldırılar üzerine İsrail, Leviathan ve Karish gaz sahalarını kapattı; Mısır ve Ürdün'e gaz ihracatını durdurdu. Bu durum günlük yaklaşık 1,1 milyar kübik fit arzı etkiledi. Bölgesel enerji ağları ciddi baskı altına girerken, etkilenen ülkeler İsrail gazının yerine LNG arz kıtlığının yaşandığı bir dönemde ek LNG temin etmeye çalışıyor. Bu da küresel gaz fiyatlarını yukarı itiyor.

İsrail'in bu kararı sonucunda Mısır kritik bir gaz sıkıntısıyla karşı karşıya kaldı. İsrail gazı kaybı, Mısır'ın tüketiminin yaklaşık yüzde 20'sine denk geliyor. Ülke, LNG ithalatını ve elektrik üretiminde fuel-oil kullanımını artırmak zorunda kaldı; üstelik savaş öncesi fiyatların neredeyse iki katına. Bu durum zaten zor durumda olan ekonomisini ve maliyesini ağır şekilde etkiliyor. Mısır elektrik kullanımını kısmaya başladı bile.

Ürdün'ün İsrail gazına bağımlılığı ise ülke içinde hoşnutsuzluğu ve siyasi gerilimi körüklüyor.

Gaz sahalarının kapatılması İsrail'in kendi enerji arzını da ciddi şekilde aksattı ve sık sık elektrik kesintilerine neden oldu.

Tüm bu gelişmeler, İsrail'in güvenilir bir bölgesel enerji tedarikçisi olma rolünü sorgulatıyor ve ülkeleri daha pahalı alternatif enerji kaynaklarına yönlendiriyor.

Fosil Yakıt Bağımlılığı Sorgulanıyor

İran savaşının doğrudan bir sonucu olarak, fosil yakıtlara aşırı bağımlılığın ülkeleri orantısız enerji güvenliği ve maliyet sorunlarına maruz bıraktığı bir kez daha ortaya çıktı. Yakıt ithal eden her ülke, kömüre dönüş dahil gerekli her adımı atarak petrolü enerji karmasından azaltmaya veya tamamen çıkarmaya çalışacak.

Kriz, güneydoğu Avrupa bölgesinde nükleer enerjiye yeniden yatırım yapılması ve ithal fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmak için çatı üstü güneş enerjisi dahil yenilenebilir enerji kaynaklarının daha hızlı yaygınlaştırılması tartışmalarını hızlandırıyor.

Bu bağlamda elektrik enterkonnektörleri, güneydoğu Avrupa'nın enerji güvenliğinin "sinir sistemi" niteliğinde. Bu bağlantılar, izole ulusal şebekeleri dirençli ve kolektif bir ağa dönüştürdüğü için kritik öneme sahip. Arz şokları sırasında güvenlik ağı işlevi görüyor ve değişken yenilenebilir enerji kaynaklarını dengeliyor. Ayrıca "çatışma primini" de düşürüyor: piyasaları birbirine bağlayarak, bir enerji kaynağı çok pahalı hale geldiğinde veya kesildiğinde, bölgedeki en ucuz elektrik arzının bulunmasını sağlıyor. Ancak Kıbrıs bu sistemin dışında kalıyor. İzole bir elektrik sistemine sahip olan ada, bu durumun devam etmesi halinde gelecekteki enerji güvenliğini tehlikeye atıyor.

Kıbrıs'a Etkisi

Fiziksel güvenlik risklerinin ötesinde, Kıbrıs'ın enerjisi yüksek fosil yakıt bağımlılığı nedeniyle orantısız biçimde etkileniyor. Eurostat'ın bu ay yayımladığı rapora göre Kıbrıs, 2024 yılında yüzde 88'lik enerji ithalat bağımlılığı oranıyla AB ortalaması olan yüzde 57,2'nin çok üzerinde yer aldı. Bu yüksek oran, ülkeyi özellikle Orta Doğu'daki mevcut jeopolitik gerilimler karşısında dış piyasa şoklarına son derece savunmasız bırakıyor. Kıbrıs, AB'nin petrol ürünleri ve enerji ithalatına en bağımlı ülkeleri arasında yer alıyor.

Brent petrol mart sonuna kadar bugünkü seviyelerde kalırsa, benzin ve elektrik fiyatları yaklaşık yüzde 25 artabilir. Brent 150 dolar/varile çıkarsa, benzin litre başına 2,15 euroya ulaşabilir ve elektrik fiyatı savaş öncesi seviyelere kıyasla yüzde 50 artabilir.

İran savaşı, Kıbrıs'ın ithal ettiği yakıtların bulunabilirliğini etkilemeyecek ve herhangi bir kıtlık yaşanmayacak. Ancak ulaşım ve elektrik fiyatları, ekonomi ve yaşam maliyeti üzerinde orantısız bir etki yaratıyor.

İran'daki savaş, enerji güvenliğini Avrupa ile güneydoğu Avrupa ve Doğu Akdeniz bölgelerinin gündeminin en üst sırasına taşıdı.

Paylaş: