Hasta Hakları Savunucusu Ofisi'nin salı günü yayımladığı rapora göre, hastaların sağlık kurumları arasında sevk ve nakil edilme biçimindeki boşluklar, bazı durumlarda onları bakımlarından kimin sorumlu olduğu belli olmadan "ortada" bırakabiliyor.
Raporda, hasta sevk ve nakillerini içeren 23 tipik senaryo incelendi.
Buna göre 12 senaryoda "mevcut çerçeve hasta haklarının ihlal edilmesine izin veriyor", diğer altı senaryoda ise sonuç "birinin tek bir adımı doğru yapıp yapmadığına bağlı".
Rapora göre senaryolardan yalnızca beşi yasada öngörüldüğü şekilde işliyor.
Temel boşluk, nakil tamamlanana kadar hastadan kimin sorumlu olduğu konusunda yoğunlaşıyor.
Yasa, kendisine başvuran her hastayı ya kabul etmek ya da uygun bir kuruma naklini ve oraya kabulünü sağlamak zorunda olduğunu öngörse de, bu sürecin ne zaman tamamlanmış sayılacağını ve o zamana kadar sorumluluğun kimde kalacağını yeterince açık biçimde tanımlamıyor.
Telefon görüşmesi sevk değildir
Hasta Hakları Savunucusu Marios Charalambides, "Bir telefon görüşmesi sorumluluk üstlenmek değildir, 'başka yere gidin' tavsiyesi de sevk değildir" dedi.
Charalambides, "Kurumlar anlaşmazlığa düştüğünde hasta zaten bakım alıyor olmalı, anlaşmazlığın çözülmesini beklememeli" diye konuştu.
Raporda, halen hastanede yatan bir hastanın naklinden acil servise gelen hastalara, sağlık kurumları arasındaki anlaşmazlıklardan tedavi eden doktorun rolüne kadar çok sayıda durum ele alındı.
Sürecin yasaya uygun işlediği senaryolarda üç temel unsur bulunuyor: yazılı belgelendirme, kabul eden kurumun onayının alınması ve açıkça belirlenmiş bir sorumlu kişi.
Raporda, "Bu üçünden biri bile eksikse hasta ortada kalıyor" denildi.
Ayrıca, Sağlık Sigortası Kurumu'nun (HIO) sevk protokolünün acil servislerdeki yedi acil durum kategorisini kapsadığına, oysa ilgili yasanın tüm hastalar için geçerli olduğuna dikkat çekildi.
Raporda sevklerin, kabullerin ve retlerin kayıt altına alınmasıyla ilgili endişeler de dile getirildi.
Kurallar bunu gerektirse bile sevklerin, kabullerin ve retlerin "çoğu zaman kayıt altına alınmadığı" belirtilen raporda, "Kritik kararlar telefonla veriliyor" ifadesi yer aldı.
Kurumlar anlaşamadığında sorun çıkıyor
İki sağlık kurumu hastanın sorumluluğunu kimin üstleneceği konusunda anlaşamadığında ayrı bir sorun ortaya çıkıyor.
Rapora göre, hangi kurumun hastayı kabul etmesi gerektiğine birkaç saat içinde karar verme yetkisine sahip bir organ bulunmuyor; bu da anlaşmazlık sürerken hastanın beklemesine yol açabiliyor.
Rapora göre her ay yaklaşık 380 hasta nakli gerçekleşiyor.
Raporda daha karmaşık durumdaki hastalarla ilgili endişeler de gündeme getirildi.
Buna göre, ödenen tazminat karmaşık vakaların gerçek tedavi maliyetini yansıtmadığında, bu hastaların başka bir kuruma nakledilmesi yönünde bir teşvik oluşabiliyor.
Raporda, tespit edilen eksikliklerin Hasta Hakları Yasası kapsamında güvence altına alınan bir dizi hakkı etkileyebileceği belirtildi.
Hasta Hakları Savunucusu, tedavi eden doktorun hastadan kişisel olarak sorumlu tayin edilmesini ve doktorun bulunmadığı durumlarda zorunlu bir vekilin belirlenmesini talep etti.