ABD-İran ateşkesi sürüyor, ancak Başkan Trump'ın tekrarlanan uyarıları petrol fiyatlarını varil başına 110 doların üzerinde tutuyor. Pekin'de düzenlenen ve büyük beklentilerle gündeme gelen Trump-Xi zirvesi ise gösterişten öteye geçemedi ve somut bir ilerleme sağlamadı.
Çin, çatışmaya çözüm bulmanın hem ABD'nin hem de İran'ın yararına olduğunu açıkladı. Ancak Xi, ABD'nin Hormuz Boğazı'nı yeniden açma çabasına destek vereceğine dair herhangi bir işaret vermedi. Trump ise daha iyimser bir tutumla, ABD ve Çin'in İran savaşını sona erdirme konusunda ortak hedefler paylaştığını söyledi. Aynı zamanda İran'a karşı sabrının fazla kalmadığı uyarısında bulunarak fiyatları yeniden yükseltti.
Mayıs ayının ortasındayız ve savaşın ne zaman biteceğine, Hormuz Boğazı'nın ne zaman açılacağına veya petrol arzının ne zaman normale döneceğine dair hâlâ bir işaret yok. Trump'ın bu hafta başında yaptığı "Hiçbir şeyde acele etmemize gerek yok... Onların hiçbir gelir elde edememesini sağlayan bir ablukamız var" şeklindeki açıklaması, kapanışın uzun süreceğine işaret ediyor.
Açık olan şu: Bu süreç uzadıkça dünya, gerçek yakıt arz sıkıntısına, özellikle jet yakıtı sıkıntısına daha da yaklaşıyor. Şu anda günlük yaklaşık 14 milyon varil petrol piyasalara ulaşamıyor. Bu miktarın içinde küresel deniz yoluyla taşınan jet yakıtı arzının yüzde 20'si, benzinin yüzde 15-20'si ve dizelin yüzde 10'u yer alıyor. Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre, mayıs başına kadar Körfez üreticilerinden gelen kümülatif arzdan 1 milyar varilden fazla kayıp yaşandı. Bu kayıp, stratejik rezervlerin serbest bırakılması ve Körfez dışındaki üretimin günlük yaklaşık 4 milyon varil artması ile savaştan önce gemilere yüklenmiş günlük 4 milyon varillik ham petrol sayesinde kısmen telafi edildi. Sonuç olarak günlük yaklaşık 6 milyon varillik net bir açık ortaya çıktı.
Ancak bu kaynaklar tükenmez değil ve hızla azalıyor. IEA, boğazdan geçişlerin haziran ayından itibaren kademeli olarak yeniden başlayacağını varsayıyor. Bu gerçekleşmezse, küresel petrol stokları rekor hızda azalırken rafineri hammadde tedariki etkilenecek ve petrol arz sıkıntısının ciddileşmesi muhtemel hale gelecek.
IEA, çatışma haziran başında sona erse bile petrol piyasasının eylül ayına kadar "ciddi şekilde arz yetersizliği" yaşayacağı uyarısında bulundu. Ajans ayrıca "yaz aylarındaki en yüksek talep dönemi öncesinde fiyat dalgalanmalarının yaşanmasının muhtemel olduğunu" belirtti.
Güney Kıbrıs, akaryakıt ihtiyacının büyük kısmını Yunan rafinerilerinden karşılıyor. Savaş öncesinde bu oran ülkenin yakıt talebinin yüzde 53'üne ulaşıyordu.
Yunan Rafinerileri
Yunan rafinerileri krize iyi uyum sağlıyor. Kaybedilen Körfez ithalatını telafi etmek için yeni petrol ticaret akışları ortaya çıkıyor. Bu rafineriler ihracata yönelik ve oldukça gelişmiş yapıdadır. Avrupa'daki birçok rakibine kıyasla ham petrol türlerini daha kolay değiştirebiliyorlar. Bu esneklik, şu anda yaşandığı gibi arz şoku dönemlerinde son derece değerli hale geliyor. Asıl tehlike, savaşın uzaması ve küresel resesyonun bunu izlemesi durumunda ortaya çıkar.
Savaş nedeniyle Yunan rafinerileri ham petrol tedariklerinin yüzde 20'sinden fazlasını kaybetti. Ancak şimdiye kadar bu kaybı Kazakistan, Libya, ABD ve Norveç'ten artırılan ithalatla telafi edebildiler. Yunanistan ayrıca 20 milyon varillik stratejik rezervinden 2 milyon varil serbest bıraktı.
Yunan rafinerilerinin stratejik avantajı, tek bir ham petrol kaynağına veya bölgeye bağımlı olmamalarıdır. Geniş bir ham petrol yelpazesini işleyebiliyor ve lojistik açıdan iyi konumlanıyorlar. Bu durum, krizlerde daha uzun süre faaliyet göstermelerine olanak tanıyor. Ancak Körfez yerine başka kaynaklardan ithalata yönelmek, daha karmaşık lojistik ve daha yüksek maliyetler getiriyor.
Libya'ya artan bağımlılık da kendi içinde riskler barındırıyor. Ülkenin yapısal istikrarsızlığı ve sınırsız ölçüde üretim kapasitesi artıramaması bu risklerin başında geliyor. Kazakistan, bakım çalışmaları nedeniyle haziran ayında ihracatında önemli bir düşüş olacağını açıkladı. Ayrıca ülke, Rusya transit riskine dolaylı olarak maruz kalıyor. ABD ham petrolü ise her zaman ideal rafineri verim karışımını sağlamıyor.
Yunan rafinerilerinin ithal ettiği ham petrol karışımını etkileyen başka kısıtlamalar da var. Libya ve ABD'den gelen hafif ham petrolü çok fazla işleyemiyorlar, çünkü bu durum ürün verim dengesizliğine yol açabiliyor. Benzer şekilde Irak ve Suudi Arabistan ham petrolünün kaybı dizel verimini olumsuz etkiliyor. Bu kısıtlamalar ham petrol rafinajını daha az verimli hale getiriyor ve ürünleri daha pahalı kılıyor.
Hormuz Boğazı'nın mayıs ayından sonra da kapalı kalması durumunda, ilk altı ila sekiz hafta ham petrol veya yakıt sıkıntısı yaşanmadan, yalnızca fiyat artışlarıyla yönetilebilir olacak. Asıl tehlike, Hormuz'un ağustos ayına kadar kapalı kalması durumunda başlayacak. O noktada, ikame ham petrol artık "daha yüksek bir fiyata mevcut" değil, en yüksek teklifi verene tahsis edilen bir kaynak haline gelecek ve yakıt arz aksamalarına yol açacak. Bu, rafineri üretim kesintilerinin, ihracat önceliklendirmesinin ve yakıt arz sıkıntısının yaşanabileceği kritik bir geçiş noktasıdır. Hormuz ağustos ayından sonra da kapalı kalırsa aksaklıklar şiddetli ve uzun süreli olabilir.
Özetle, Yunan rafinerileri temmuz ortasına kadar korunaklı. Ancak yakıt fiyatları artmaya devam edecek. Boğazın ağustos ortasına kadar kapalı kalması durumunda rafineriler baskıyı hissetmeye başlayacak, bu sürenin ötesinde fiziksel sıkıntılar yaşanması da mümkün olacak.
En olası senaryo, Hormuz'un temmuz ortasından önce açılması yönünde. Ancak ABD ve İsrail İran altyapısını yeniden bombalamaya başlarsa, en kötü senaryo daha erken gerçekleşebilir.
Tüm Bunların Güney Kıbrıs İçin Anlamı
Güney Kıbrıs, Avrupa'nın enerji ithalatına en bağımlı ülkelerinden biridir. Bu durum onu kontrolü dışındaki piyasa koşullarına karşı kırılgan hale getiriyor. Yunan rafinerileri ülkenin ana tedarikçisi konumunda ve 2025 yılında Güney Kıbrıs'ın rafine petrol ürünleri ithalatının yaklaşık yüzde 53'ünü sağlıyor. Yunanistan dışında Güney Kıbrıs, çeşitlendirilmiş bir tedarikçi grubu yerine açık Akdeniz piyasasına bağımlı durumda. Mayıs ortası itibarıyla Güney Kıbrıs referans fiyatları şöyle: 95 oktan benzin litresi yaklaşık 1,56 Euro, dizel litresi 1,85 Euro ve elektrik kilovatsaat başına 0,30 Euro.
Hormuz mayıs ayı sonuna kadar açılırsa benzin fiyatları yaz aylarında zirveye ulaşarak litre başına 1,65-1,80 Euro, dizel ise 2,00-2,20 Euro seviyesine çıkabilir. Elektrik fiyatları haziran ayında yüzde 5-10 oranında artacak, ardından yavaş yavaş düşecektir.
Boğaz temmuz ortasına kadar kapalı kalırsa benzin litre başına 1,85-2,00 Euro'ya, dizel 2,50-2,75 Euro'ya yükselebilir. Elektrik fiyatları temmuz ayında yüzde 15-25 oranında artabilir. Jet yakıtındaki sıkışıklık fiyatları yüzde 40-70 oranında yukarı çekerek uçuşları ve turizmi etkileyebilir. Ayrıca küçük ila orta ölçekli bir arz riski de ortaya çıkabilir.
Gerçek arz riskleri, boğazın ağustos ayına ve sonrasına kadar kapalı kalması halinde yüzde 25-50 oranına ulaşacak. Güney Kıbrıs'ın küçük ve ithalata bağımlı sistemi ciddi şekilde kırılgan hale gelebilir ve yüksek dizel sıkıntısı riski ortaya çıkabilir. Jet yakıtı da arz baskısı yaşayarak uçuşları ve turizmi etkileyebilir. Benzin litre başına 1,95-2,20 Euro'ya, dizel 2,75-3,10 Euro'ya çıkabilir. Jet yakıtı yüzde 60-100, elektrik ise eylül ayında yüzde 25-40 oranında artabilir.
Pazarının büyüklüğü ve coğrafyası nedeniyle Güney Kıbrıs'ın direnci, küresel petrol mevcudiyetinden çok Akdeniz petrol ticaret sistemi içinde öncelikli erişimi güvence altına almasına bağlıdır.
Ancak şunu vurgulamak gerekir: En olası senaryo, Hormuz'un haziran ayına kadar açılması ve Güney Kıbrıs'ın yakıt sıkıntısı yaşamadan yalnızca yüksek fiyatlarla karşılaşması yönündedir.