İçişleri Bakanlığı, cumartesi günü bir apartmanın kısmen çökmesi sonucu iki kişinin hayatını kaybetmesinin ardından tehlikeli yapıların kamuoyuna açıklanması sürecini hızlandırmak için çarşamba günü harekete geçti.
İçişleri Bakanı Constantinos Ioannou, tehlikeli binaların yönetimini güçlendirmek amacıyla Teknik Oda (Etek), ilçe yerel yönetim kuruluşları (EOA'lar) ve inşaat mühendisleriyle bir araya geldi. Ioannou, toplantının amacının "bu ciddi sorunu etkin biçimde ele almak" olduğunu belirtti.
Bakan Ioannou, mevcut araçların tam kapasite kullanılmasına odaklanıldığını ve denetimi güçlendirmek için yasal düzenlemelerin ilerletildiğini söyledi.
Yermasoyia'daki bina yıllar önce tehlikeli olarak tanımlanmış ve 2017'de onarım yapılması ile bir inşaat mühendisi atanması yönünde uyarılar verilmişti. Şubat 2026'da yapılan ek denetim sonucunda bina mart ayında tehlikeli olarak sınıflandırıldı. Ancak bildirimlerin tebliğ edilip edilmediği ya da gereğinin yapılıp yapılmadığı hâlâ belirsizliğini koruyor.
Yetkililer şu anda güvensiz olarak belirlenen binaların yayımlanmasını inceliyor.
Ioannou, yaklaşık 1.300 vakanın tespit edildiğini ve bunların risk düzeyine göre önceliklendirilmesi gerektiğini açıkladı.
Bakan, yerel yönetimleri derhal harekete geçmeye çağırarak "tehlikeli binalara ilişkin verileri hemen yayımlamalarını" ve böylece oturanların ve kiracıların bilgilendirilmesini istedi.
Ioannou, düzeltici önlemler alınana kadar "binanın konut veya kiralama amaçlı kullanımını yasaklama" yetkisinin halihazırda mevcut olduğunu ekledi.
Etek'in önerisiyle sunulan teklifte, tehlikeli binalara ilişkin bilgileri merkezileştirmek için dijital bir sicil oluşturulması yer alıyor.
Sistem hayata geçirilene kadar Ioannou, yerel yönetim kuruluşlarından mevcut verileri gecikmeksizin kamuoyuyla paylaşmalarını isteyerek bunun "halkın koruma ve güvenliğini artıracağını" belirtti.
Etek Başkanı Constantinos Constanti, yetkililerin şeffaflığa ve uygulamaya öncelik vermesi gerektiğini vurguladı. Constanti, "elektronik bir platform oluşturularak binaların yayımlanmasını, insanların bu binaların hangileri olduğunu bilmesini" istedi ve binaların sınıflandırılarak açıkça işaretlenmesi çağrısında bulundu.
Constanti, bir yapının "tehlikeli olmaya devam ettiği" durumlarda sakinlerin bilgilendirilmesi gerektiğini ve yetkililerin gerektiğinde tahliye ya da mühürleme işlemi uygulaması gerektiğini söyledi.
Bakan Ioannou, uygulama mekanizmalarını güçlendirmek için geçen mart ayında gündeme getirilen yasal düzenlemelere değindi. Bu düzenlemeler yıkım, güvensiz binaların mühürlenmesi ve sakinlerin daha hızlı tahliyesi hükümlerini içeriyor.
Ioannou, bu önlemlerin müşterek mülkiyetli binalara ilişkin mevzuatla birlikte hızla yasalaşmasının hedeflendiğini ve bunun "kamu güvenliğine yönelik riskleri azaltmayı amaçlayan daha sıkı bir denetim çerçevesi" oluşturacağını belirtti.
Yasal değişiklikler beklenirken yetkililere yollar ve binalar yasası kapsamındaki mevcut hükümleri uygulamaları talimatı verildi.
Ioannou, tehlikeli binaların nasıl yönetileceğine dair mart ayında birleşik bir prosedür getirildiğini ve yerel yönetimlerin izlemesi gereken adımların belirlendiğini söyledi.
Bakan, "sorumluluğun öncelikle mülk sahiplerine ait olduğunu" vurgularken yetkililerin müdahale etme ve masrafları geri alma yetkisini koruduğunu belirtti.
Uygulamayı desteklemek amacıyla hükümet, iki yıllık süre için ilçe yerel yönetim kuruluşlarına 2 milyon euro kaynak ayırdı. Bu kaynak, mülk sahiplerinin riskleri gidermediği durumlarda yetkililerin doğrudan harekete geçmesini sağlıyor.
Ioannou, belirlenen prosedür uygulandıktan sonra fonlara erişilebileceğini, acil tehlike durumlarında ise müdahalenin derhal yapılabileceğini söyledi. Masrafların mülk sahiplerinden geri alınmasının zaman alabileceğini kabul etti, ancak tahsisatın mali kısıtlamaları gidermeyi amaçladığını belirtti.
Mevcut veriler sorunun tespit edilen vakaların ötesine geçtiğine işaret ediyor. Kıbrıs'ta 270.000'den fazla bina 25 yaşın üzerinde olup bunların 114.000'i 1981 öncesinde inşa edildi. Tahminlere göre 1.200 ila 2.000 yapı tehlikeli kabul edilebilir, ancak yetkililer merkezî bir denetim sisteminin bulunmamasının doğruluğu sınırladığını kabul ediyor.
358 mülteci konut bloğunda yapılan denetimlerde 43'ünün yıkılması, 70'inin ise kapsamlı onarım gerektirdiği tespit edildi.
Mühendisler, binaların bozulmasını yaşlanma, çevresel etkilere maruz kalma ve yetersiz bakıma bağlıyor. Kıyı koşullarının betonarmedeki korozyonu hızlandırdığı biliniyor; daha önceki dönemlerdeki inşaat uygulamaları ise uzun vadeli yapısal zayıflıklara katkıda bulundu.
1974 Türk barış harekâtının ardından yaşanan malzeme kıtlığı, bazı durumlarda kumsal kumu gibi işlenmemiş agregaların kullanılmasına yol açtı. Bu durum betona tuz karışmasına ve dolayısıyla bozulmanın hızlanmasına neden oldu.
Birçok bina ayrıca 1994'te yürürlüğe giren deprem yönetmeliklerinden ve 1999'da zorunlu kılınan inşaat denetiminden önce yapıldı.
Constanti, mevcut durumun daha geniş sistemik sorunları yansıttığını söyledi. "Tehlikeli binalar tespit edilmiş ancak gerekli önlemler zamanında alınmamıştır" diyen Constanti, yetkililerin çoğu zaman ancak olaylar yaşandıktan sonra harekete geçtiğini ve "devletin sürekli olarak olaydan sonra tepki verdiğini" belirtti.
Meclis İçişleri Komisyonu Başkanı Aristos Damianou, önceliğin mevcut mevzuatın uygulanması olması gerektiğini söyledi. "Talep ettiğimiz şey mevzuatın uygulanmasıdır" diyen Damianou, sorumluluk kaydırma girişimlerini eleştirerek "mevzuatı uygulamakla görevli olanların sorumluluklarını başka yerlere kaydırmaya çalışması üzücüdür" dedi.
Damianou, komisyonun 2023'ten bu yana dokuz ayrı vakada bina güvenliğini incelediğini ve ilgili makamlar nezdinde defalarca endişelerini dile getirdiğini vurguladı. Mevcut yasaların zaten geniş yetkiler sağladığını, bunları "son derece sert" olarak nitelendirerek tahliyeden polis desteğiyle yıkıma kadar uzanan önlemleri kapsadığını belirtti.
"Mevzuatı güncellemek, yetersizlik için asla bir mazeret olamaz."
Ioannou, bazı kuruluşların özel müfettişler atadığını, bazılarının ise atamadığını söyledi ve yapılan işlemler hakkında bilgi talep edildiğini doğruladı. "Yeterince iş yapıldığını" söylemekle birlikte daha fazla adım atılması gerektiğini kabul etti ve mevcut araçların tam olarak kullanılması gerektiğini vurguladı.
Çöken binadan tahliye edilen sakinler, yetkililer uzun vadeli düzenlemeler üzerinde çalışırken geçici konaklama yerlerinde kalmaya devam ediyor. Çökmeye ilişkin polis soruşturması sürüyor; kanıtlar inceleniyor ve bulgular hukuk dairesine sunulacak.