Güney Lübnan'da yükselen ortaçağ Beaufort Kalesi'nin taş surları o kadar yüksektir ki, İsrail bu kaleyi ele geçirmesini stratejik bir zafer olarak duyurdu. Ancak bu durum aynı zamanda önceki işgalin acılarını da hatırlattı.
İsrail kuvvetleri Cumartesi günü 900 yıllık kaleye girdiğinde, aslında 1982-2000 yılları arasındaki güney Lübnan varlığı boyunca ellerinde tuttukları bir kaleye geri dönüyorlardı. O dönemki kampanya, Hizbullah'ın yıllarca süren saldırıları sonucunda sona ermek zorunda kalmıştı.
İran destekli Şii grupla yeniden savaş halinde olan İsrail, Haçlılar tarafından inşa edilen ve UNESCO kültürel mirası olarak tescil edilen bu kaleye geri dönüyor. Bu kampanya çevre bölgeyi harap etti ve yüz binlerce kişiyi evinden etti.
HAÇLILAR, SELAHADDİN, FKÖ, İSRAİL VE HİZBULLAH BURADAYDI
Lübnan ve İran savaşlarını yönetme tarzı nedeniyle iç eleştirilerle karşı karşıya kalan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, kalenin geri alınmasını kutladı.
Netanyahu, "Size hatırlatırım ki 44 yıl önce burası, askerlerimizin kahramanca verdiği bir savaşın sembolüydü. Ama aynı zamanda aramızdaki derin bölünmenin de sembolüydü" dedi.
"Bugün Beaufort'a farklı bir şekilde döndük. Birleşmiş, kararlı ve her zamankinden daha güçlü olarak döndük."
Hizbullah, İsrail askerleri kaleye girdiğinde içeride askeri bir varlığının bulunmadığını, ancak çevredeki bölgede çatışmaların sürdüğünü açıkladı.
Litani Nehri'nin yukarısında konumlanan Beaufort, doğuda 10 kilometre uzaklıktaki İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'ne ve batıda 25 kilometre uzaklıktaki Akdeniz'e kadar uzanan bir manzaraya hakim. Bu yönüyle bölgenin uzun süredir stratejik kilit noktasıdır.
12. yüzyılda bir Haçlı hükümdarı tarafından daha eski tahkimatların üzerine inşa edilen kale, Müslüman komutan Selahaddin Eyyubi tarafından ele geçirildi. Daha sonra Tapınak Şövalyeleri ve Mısır'ın güçlü Memlük hanedanı tarafından elde tutuldu.
Bağımsız Orta Doğu güvenlik analisti Riad Kahwaji, drone savaşının 21. yüzyıl savaş alanında yarattığı taktik değişikliklere rağmen Beaufort'un askeri değerinin sürdüğünü söyledi.
Kahwaji, "Kalenin yeri, stratejik öneminden dolayı seçildi. Bu önem zamanla azalmadı. Özellikle kara operasyonlarında hala önemli" dedi.
Modern zamanlara gelindiğinde Beaufort pitoresk bir harabeydi. Ancak 1975'ten sonra Lübnan iç savaşa sürüklenince Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) savaşçıları, İsrail'e karşı gerilla kampanyalarında kaleyi üs olarak kullandı.
İsrail 1982'de Lübnan'ı işgal edip Beyrut'a kadar ilerlediğinde, çoğunluğu Şii Müslüman olan güney bölgesindeki operasyonlarının merkezi olarak bu kaleyi ele geçirdi.
Kale duvarları hala 1970'lerdeki FKÖ üssüne yönelik İsrail saldırılarının ve 1980'ler ile 1990'larda İsrail garnizonuna yönelik Hizbullah saldırılarının izlerini taşıyor.
Birçok Lübnanlı için Beaufort, bu işgalin simgesi haline geldi. Bölgenin en yüksek tepelerinden birinin üzerinde dalgalanan İsrail bayrağı ve aşağıdaki halka bakan İsrail askerleri sürekli görünür durumdaydı.
Carnegie Orta Doğu Merkezi'nin araştırma direktör yardımcısı Mohanad Hage Ali, "Şimdi Beaufort'a geri dönmüş olmaları bence o dönemi ve insanların hayatları üzerindeki o kontrol düzeyini hatırlatıyor" dedi.
"Bu, görebileceğiniz bir işgal."
KALE HİZBULLAH İÇİN DE BİR SEMBOL
İsrail yıllarca süren çatışmalardan yorulup 2000 yılında Lübnan'dan çekildiğinde, surlarda dalgalanan sarı bayrak Hizbullah'ın zafer mesajının odak noktası haline geldi.
Bu nedenle Beaufort, İsraillilerde karışık duygular uyandırıyor.
İsrail'in Kudüs İbrani Üniversitesi'nde askeri tarihçi olan Danny Orbach, "Bir kahramanlık sembolüydü" dedi.
"Ama aynı zamanda birçok kişinin gözünde savaşın boşunalığının da sembolüydü. Yani İsrail'in Lübnan ile bir işi olmaması gerektiği anlatısının."
Ancak İsrail ordusunun 2024'te Hizbullah'a ağır darbe vurması ve bu yıl Lübnan'ın geniş bölgelerini ele geçirmesinin ardından bu algı değişiyor olabilir.
Orbach, "İsrail'in Beaufort'u işgal etmesi aslında Hizbullah'a ve dünyaya şunu söylüyor: Travmayı aştık. Artık korkmuyoruz" dedi.
İsrail ve Hizbullah 2006'da bir kısa savaş daha yaşadı. Ancak sonraki yıllarda Beaufort büyük ölçüde askeri bölge olmaktan çıkarıldı ve titizlikle bir turistik mekan olarak restore edildi.
İsrail'in üye olmadığı BM kültür ajansı UNESCO, kaleyi Orta Doğu'nun en iyi korunmuş ortaçağ kalelerinden biri olarak nitelendiriyor. UNESCO bu yıl kaleyi, çatışma sırasında ek koruma sağlanacak özel bir listeye ekledi.