26 Ekim'de imzalanan ana sözleşmeler, değeri 1,8 milyar dolara kadar çıkan Kronos doğalgaz sahasının geliştirilmesine ilişkin. Bu imzayla proje inşaat aşamasına geçiyor. Kuşkusuz tarihi bir dönüm noktası. Afrodit keşfinden on beş yıl sonra Kıbrıs, doğalgaz üretimi ve ihracatına nihayet yaklaşıyor.
İtalyan enerji şirketi Eni ile Fransız TotalEnergies sahanın geliştirilmesine devam ediyor. İlk gazın 2028 ortasına kadar akması bekleniyor.
Ancak kutlamaların arkasında en önemli soru hâlâ yanıtsız: Kıbrıs'ın bundan gerçekte ekonomik kazancı ne olacak?
Eni'ye tanınan imtiyazlar
Kronos'un geliştirilmesi, ticari koşullar ve risklerin paylaşımı konusunda zorlu müzakerelerin ardından ilerledi.
Enerji sektörü kaynaklarına ve uzmanlaşmış yayın MEES'e göre Kıbrıs hükümeti, risklerin paylaşımına ilişkin kaygıları tam olarak giderilmemiş olmasına rağmen daha iyi ticari koşullar için ısrar etmek yerine sahanın geliştirilmesini onaylamayı tercih etti. Bu kaynaklara göre nihai koşullar, Kıbrıs'ın üstlendiği yükümlülükler ve ekonomik kazançlar konusunda ciddi çekinceler doğuruyor.
Bu çekincelere rağmen siyasi karar projeyle ilerlemek yönünde oldu.
Bu durum, hızlı geliştirmenin uzun vadede daha iyi ekonomik getiri sağlamaktan önce gelip gelmediği sorusunu meşru biçimde gündeme getiriyor.
Tarihi bir siyasi başarı elde etmek, ülke için ekonomik açıdan avantajlı bir anlaşma sağlandığı anlamına otomatik olarak gelmiyor.
Mısır'ın altyapısından kim yararlanıyor?
Bu, projenin en önemli ekonomik boyutlarından biri. Ancak kamuoyu tartışmasında neredeyse hiç yer almıyor.
Kronos'un geliştirilmesi, Mısır'daki Zohr doğalgaz sahasının ve Damietta LNG ihracat terminalinin mevcut altyapısının kullanılmasına dayanıyor.
Zohr'un üretimi günde 1 milyar fit küpün (bcf/d) altına düşmüş durumda. Oysa işleme tesislerinin kapasitesi günde 3,2 milyar fit küp. Bu da önemli ölçüde kullanılmayan kapasite anlamına geliyor.
Aynı dönemde Damietta, Mısır üretimindeki gerilemeye bağlı olarak yeterli gaz tedarikini sağlamakta zorlanıyor.
Kronos bu iki soruna da çözüm sunuyor. Eni'nin mevcut altyapıyı daha iyi kullanmasını, gaz işleme ve taşımacılığından ek gelir elde etmesini ve LNG üretimi için besleme gazı temin etmesini sağlıyor. Aynı zamanda Eni'nin LNG ihracatını artırma yönündeki stratejik hedeflerini destekliyor.
Dolayısıyla Kronos yalnızca Kıbrıs'a yapılmış bir yatırım değil. Eni'nin kullanılmayan Mısır varlıklarının ekonomik değerini de önemli ölçüde artıran bir yatırım.
Kıbrıs'ın gelirleri nasıl azalıyor?
Mevcut altyapının kullanılması başlangıç yatırım maliyetlerini düşürüyor ve geliştirme sürecini hızlandırıyor. Ancak bu altyapıya erişim ücretsiz değil.
Doğalgazın taşınması, işlenmesi ve sıvılaştırılması önemli ücretleri beraberinde getiriyor.
Bu ücretler Kronos değer zinciri boyunca maliyet oluşturuyor. Aynı zamanda altyapıya sahip olan veya işleten şirketlere gelir sağlıyor. Eni ise bu değer zincirinin her iki tarafında da yer alıyor.
Kritik soru, bu ücretlerin hükümet gelirlerini hesaplamada kullanılan gazın değerini nasıl etkilediği ve hangi maliyetlerin geri kazanıma uygun sayıldığı.
Sözleşme düzenlemeleri kapsamında izin verilen kesintiler ne kadar büyükse, Kıbrıs'ın potansiyel ekonomik getirisi o kadar düşük olacak. Kronos gazının Mısır üzerinden yönlendirilmesi daha hızlı ve daha az sermaye yoğun olsa da potansiyel ekonomik getiriyi sınırlıyor.
Bu durum yalnızca ne kadar gaz üretileceğini değil, daha da önemlisi bu gazın ekonomik değerinin ne kadarının Kıbrıs'ta kalacağını incelemenin gerekliliğini ortaya koyuyor.
Kıbrıs, LNG ticaretinin ve kârının dışında bırakılıyor
Daha da önemlisi, Kıbrıs'ın LNG ticaretinin dışında bırakılması.
Damietta'ya yaklaşık günde 0,4 milyar fit küp (bcf/d) gaz teslim edilecek ve bu sayede yılda 2,8 milyon ton LNG üretilecek. Eni ile TotalEnergies bu hacimlerin yüzde 50'sini ayrı ayrı pazarlayacak.
Kıbrıs ise üzerinde anlaşılan ticari ve mali koşullar çerçevesinde sahanın işletilmesinden gelir elde edecek. Ancak sıvılaştırma ve uluslararası piyasalarda LNG satışından doğabilecek ek ticari kârlara katılmayacak.
Şirketler böylece değer zincirinin birden fazla aşamasında ekonomik kazanç elde edebiliyor. Kıbrıs'ın katılımı ise yalnızca yukarı akış üretim aşamasıyla sınırlı kalıyor.
Kıbrıs doğal kaynağın sahibi olmasına rağmen bu kaynağın ticari işletilmesinin önemli bir bölümüne doğrudan katılmıyor. Projenin katma değerinin büyük kısmının yaratıldığı alan da tam olarak burası.
Riskleri kim üstleniyor?
Risklerin paylaşımı da aynı derecede ciddi bir sorun.
Açık deniz doğalgaz projeleri teknik, ticari ve mali riskler içeriyor. Bunlar arasında maliyet aşımları, gecikmeler, altyapı kullanılabilirliği ve üretim sorunları yer alıyor. Şirketler doğal olarak bu risklere maruz kalmalarını en aza indirmek istiyor.
Hükümetin ise ülkenin üstlendiği riskleri orantılı ekonomik kazançlarla karşılaması gerekiyor.
Kıbrıs daha büyük riskleri kabul ederken aynı anda kârdan sınırlı bir pay alıyorsa, bu durum anlaşmanın dengesi hakkında ciddi soruları gündeme getiriyor.
Temel sözleşme şartları açıklanmadan bağımsız bir değerlendirme yapmak mümkün değil.
Jeopolitik önem abartılmamalı
Kronos, Kıbrıs'ı doğalgaz üreten bir ülke yapacak. Ancak ülkeyi bölgesel bir enerji merkezine dönüştürmeyecek.
Asıl konumunu güçlendirecek olan Mısır. Farklı kaynaklardan gelen doğalgazı bir araya getirip ihracat için gereken altyapıyı sağlıyor.
Kronos'un Avrupa enerji güvenliğine katkısı da abartılmamalı.
Kronos LNG'nin tamamı Avrupa'ya ihraç edilse bile bu hacimler Avrupa'nın toplam doğalgaz tüketimine kıyasla küçük kalıyor. Yaklaşık yüzde 1,2 oranında bir paya karşılık geliyor. Tedarik çeşitlendirmesine katkısı olumlu ama sınırlı.
Tehlikeli bir emsal
Kronos için yapılmış olabilecek tavizler, Afrodit ve diğer gaz keşiflerine ilişkin gelecekteki müzakereleri etkileyebilir.
Şirketler doğal olarak benzer koşulları talep edecek.
Kıbrıs, olağanüstü koşullarda kabul edilmiş bir anlaşmanın kalan keşiflerinin geliştirilmesinde standart model haline gelmesine izin vermemeli.
Ayrıca Kronos'un geliştirilmesini kolaylaştıran hükümet, Eni'den karşılıklı kazanımlar elde etmeye çalışmalı.
Bunun önemli bir fırsatı, iç piyasayı beslemek üzere Kalipso'nun geliştirilmesi olabilir. Özellikle Vasilikos LNG ithalat terminalinin yaşadığı ciddi sorunlar ve elektrik üretiminin yüksek maliyeti göz önüne alındığında bu fırsat daha da önemli.
Tarihi bir başarı, ama bedeli ne?
Kronos'un geliştirilmesi tarihi bir başarı. Bu konuda hiçbir tartışma yok.
Ancak inşaat sözleşmeleri kendi başlarına Kıbrıs için anında gelir yaratmıyor. Bunlar gelecekteki üretimin koşullarını oluşturuyor. Bu üretimden hükümet gelirlerinin 2031'den sonra, üzerinde anlaşılan sözleşme koşullarına bağlı olarak ortaya çıkması bekleniyor.
Hükümet bu koşulları ve ekonomik sonuçlarını biliyor.
Kararın önemine rağmen ticari tavizler, risklerin paylaşımı veya beklenen hükümet gelirlerinin aralığı hakkında anlamlı bir kamuoyu açıklaması yapılmadı.
Bunun yerine kamuoyu tartışması neredeyse yalnızca yatırım, ihracat ve jeopolitik önem üzerinde yoğunlaştı.
Kıbrıs ilk doğalgaz sahasının geliştirilmesini güvence altına aldı. Peki ekonomik değerinden adil bir payı da güvence altına aldı mı? Bu soru hâlâ yanıtsız.
Sonuçta projenin gerçek başarısı yalnızca üretimin ne zaman başlayacağıyla değil, Kıbrıs'ın bu projeden gerçekte ne kazandığıyla ölçülecek.