Icerige atla
Politika ⭐ 72/100

Lefkoşa'lı akademisyen: İran ateşkesinde her iki taraf da bir tür yenilgi yaşadı

Lefkoşa'lı akademisyen: İran ateşkesinde her iki taraf da bir tür yenilgi yaşadı

İsrail, İran ve ABD arasındaki çatışma kırılgan bir duraklamaya girdi; ancak bunu kalıcı bir çözüm olarak görmemek gerekiyor. Lefkoşa Üniversitesi Uluslararası Politika ve Yönetişim Doçenti Georgios Kentas, philenews'a yaptığı değerlendirmede bölgede şekillenen belirsiz tabloyu analiz etti.

Kentas, ateşkesin askeri gücün sınırlarını yansıttığını savunuyor. Her iki taraf da taviz verdi çünkü savaşı sürdürmenin maliyeti, elde edilecek kazanıma oranla orantısız hale gelmişti.

Kentas, İran'ın ciddi hasar aldığını kabul ediyor; ancak İran'ın yıpratma savaşı yürütme kapasitesini hiçbir zaman kaybetmediğini vurguluyor. İran, çatışmanın ilk günlerinden itibaren liderlik yapısını yenileyebildiğini gösterdi ve balistik füze ile drone kapasitesini geniş bir alana yaydı. Bu dağınık sistem, etkisiz hale getirilmesi zor bir yapı oluşturuyordu. İran'ın kendi güçlerinin ötesinde Husiler savaşa dahil oldu, Irak'taki İran yanlısı gruplar aktif rol üstlendi ve Hizbullah kendi kapasitelerini korudu. Kentas, "Bunlar İran'ın ve müttefiklerinin direncini, aynı zamanda kararlılığını gösteren unsurlardı" dedi.

İran ayrıca Körfez ülkelerini — BAE, Bahreyn, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Kuveyt'i — sürekli yıpratma ve enerji altyapısına saldırı tehdidiyle baskı altında tutma kapasitesini korudu. Küresel enerjinin yüzde 20'sinin Hürmüz Boğazı'ndan geçtiği göz önüne alındığında, bu tehdit uluslararası toplumun savaşın devamına olan toleransını giderek aşındırdı.

İsrail açısından da duraklamanın kendi mantığı bulunuyor. İran ile çatışmanın durması, İsrail'in tüm askeri kapasitesini Lübnan'daki Hizbullah'a yoğunlaştırmasına olanak tanıyor.

İran'ın ateşkes teklifi konusunda Kentas temkinli bir değerlendirme yapıyor. Her iki taraf da toparlanmak için bir mola istiyor ve anlaşma belirsiz olsa da uzun süreli yıpratma savaşında yeni bir duraklamanın imkansız olmadığını belirtiyor.

Kim kazandı?

Hem Donald Trump hem de İran zafer ilan ettiğinde, Kentas'a göre bildik bir senaryoyu tekrarlıyorlardı. Kentas, "Her iki taraf da üstünlük ve zafer söylemi benimsiyor. Galip geldiklerine inandıkları nedenler var; ancak her iki tarafın da bir tür yenilgi yaşadığını gösteren nesnel gerekçeler de mevcut" dedi.

Kentas, Trump'ın istediği zaman çatışmayı yeniden başlatma seçeneğini elinde tuttuğunu belirtiyor; ancak artan maliyet baskısıyla karşı karşıya olduğunu vurguluyor. Cumhuriyetçiler arasında kaygı yükseliyor ve anketler Kasım ara seçimlerinde ciddi kayıplara işaret ediyor. Kentas, "Trump, Kongre'nin kontrolünü kaybederse sorunlarla karşılaşacağını biliyor" dedi. Başkan ayrıca ABD'yi savaşlardan uzak tutma sözü vermiş olmasına rağmen kamuoyu yoklamalarında geriledi ve yurt içinde artan fiyatlar durumu daha da kötüleştiriyor.

Amerika kendi kurduğu sistemi baltalıyor

Trump'ın NATO'ya yönelik tehditleri konusunda Kentas, her iki başkanlık döneminde de tutarlı bir çizgi görüyor: çok taraflılık ve güvenlik kurumlarına karşı düşmanlık, tek taraflı karar alma lehine bir tutum. Kentas, "Trump aslında Amerikalıların diğer ülkelerin güvenliğini finanse ederek etki ve kontrol uygulamak amacıyla kendilerinin kurduğu bölgesel ve küresel sistemi baltalıyor" dedi.

Bu sistem bilinçli bir savaş sonrası yatırımdı. ABD, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından güçlü bir etki alanı sürdürmek için yatırım yapması gerektiğini anladı ve Dünya Bankası ile NATO gibi kurumları uluslararası sistemdeki güç araçları olarak inşa etti. Kentas'a göre Trump artık ABD'nin bu sistemin maliyetini üstlenmesini istemiyor.

Kentas, hem küresel ekonomik baskılar hem de ABD seçim takvimi nedeniyle uzun süreli bir duraklamanın muhtemel olduğunu öne sürüyor. Çatışmanın yeniden başlamasının riskleri büyük. İran'ın mevcut kapasiteleri, onarılması yıllar sürecek hasarlar verebilir. Katar'ın doğal gaz üretiminin yüzde 17'si çoktan yok edildi ve toparlanmasının üç ila beş yıl süreceği tahmin ediliyor. Kentas, "Bu bir domino etkisi yaratıyor ve küresel ekonomi üzerindeki gerçek etki giderek görünür hale geliyor" dedi.

Geniş çaplı sonuçlar bölgenin güvenlik mimarisini çoktan yeniden şekillendiriyor. Körfez'deki gelişmeler Orta Doğu'nun güvenlik sisteminin yeniden tasarlanmasını zorunlu kılıyor ve Kentas'a göre Doğu Akdeniz, ortaya çıkacak yeni yapıyla doğrudan bağlantılı. ABD'nin tek başına Körfez güvenliğini garanti edeceği varsayımı çöktü. Ülkeler artık Washington'ın ötesinde yeni ortaklıklar ve ittifaklar arıyor.

Paylaş: