Macaristan'da oyların yüzde 14,7'sinin sayıldığı kısmi sonuçlara göre Tisza Partisi, 199 sandalyeli parlamentoda 125 sandalye kazandı.
Sandıkların kapanmasının ardından yayımlanan iki anket, 16 yıldır iktidarda olan Başbakan Viktor Orban'ın tarihi bir yenilgi aldığına işaret etti.
Oy verme işlemi başlamadan önce yapılan ve sandıklar kapandıktan sonra yayımlanan son anketler, Tisza lideri Peter Magyar'ın merkez sağ partisinin yüzde 55 ile 57 arasında destek aldığını gösterdi. Bu oran Orban'ın milliyetçi Fidesz partisinin önünde yer aldı. Median anket şirketi Tisza'nın 135 sandalye kazanabileceğini öngörürken, 21 Research Centre bu rakamı 132 olarak hesapladı. Pazar günkü seçimde sandık çıkış anketi yapılmadı.
Magyar bir basın toplantısında "Son anketleri gördük, katılım verilerine ve aldığımız bilgilere dayanarak iyimseriz" dedi. Orban'ın Başbakanlık Ofisi Şefi Gergely Gulyas ise Fidesz'in demokratik bir oylamanın ardından çoğunluğu kazanacağından emin olduğunu söyledi.
Seçmen katılımı TSİ 18:00 itibarıyla yüzde 74,23'e ulaştı. Bu oran 2022 seçimlerinde aynı saatte kaydedilen yüzde 62,92'nin çok üzerinde gerçekleşti. Budapeşte'deki oy verme merkezlerinin önünde uzun kuyruklar oluştuğu bildirildi. Anketçiler rekor katılım öngörmüştü. Resmi sonuçların pazar akşamı açıklanması bekleniyor.
62 yaşındaki Orban, Macaristan'ı 16 yıldır yönetiyor. Orban bu süre zarfında kendi tanımıyla bir "illiberal demokrasi" inşa etti. Bu model ABD Başkanı Donald Trump'ın MAGA hareketi de dahil olmak üzere Batı'daki sağcı hareketler için bir örnek teşkil etti. Birçok Macar vatandaşı üç yıllık ekonomik durgunluktan, artan yaşam maliyetlerinden ve hükümete yakın oligarkların servet biriktirdiğine dair haberlerden bıkmış durumda. Tisza'nın lideri Magyar bu hayal kırıklığından yararlanmak için kendini konumlandırdı.
Anket sonuçlarının doğrulanması halinde Orban'ın yenilgisi Macaristan'ın çok ötesinde önemli sonuçlar doğuracak. Bu durum Macaristan'ın AB içindeki muhalif rolünü büyük olasılıkla sona erdirecek. Orban'ın bloke ettiği Ukrayna'ya yönelik 90 milyar euroluk AB kredisinin önü açılabilecek ve Brüksel'in demokratik standartların aşınması olarak nitelendirdiği gerekçeyle askıya alınan AB fonları serbest bırakılabilecek. Orban'ın gidişi aynı zamanda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i AB içindeki en önemli müttefikinden yoksun bırakacak.
Tisza'nın zaferi yolsuzlukla mücadele ve yargı bağımsızlığının yeniden tesisi için reformların önünü açabilir. Ancak bu reformların kapsamı, partinin Orban'ın yasal mirasının büyük bölümünü geri almak için gerekli olan üçte iki anayasal çoğunluğu sağlayıp sağlayamayacağına bağlı olacak.