Icerige atla
Yaşam ⭐ 78/100

Toplum destek olmadığında anne olmak nasıl mümkün?

Toplum destek olmadığında anne olmak nasıl mümkün?

Yeni doğmuş bebekleriyle hastaneden çıkan annelerden, çocuk bakımını bir anda bilmeleri bekleniyor. Toplum bu bilginin kadınlara doğal olarak geldiğini varsayıyor. Oysa annelerin çoğu için gerçek çok daha karmaşık. Annelik sadece şefkat ve bağlılıkla değil, yorgunluk ve stresle de şekilleniyor.

RESET ve Filmhouse Pictures'ın yeni belgeseli MAMMA, Kıbrıs'ta anneliğin az konuşulan yönlerini gözler önüne seriyor. Belgesel bu konuları derinlemesine inceliyor.

RESET'in kurucu ortağı ve genel müdürü Dr. Eliza Patouris ile iletişim ve etki müdürü Stephanie Kalavazidou, projenin hem araştırmadan hem de kişisel deneyimden doğduğunu söylüyor.

İkili şöyle anlatıyor: "MAMMA, Kıbrıs'ta annelik ve bakım konusunda ikimizin de kafasında olan kişisel soruların araştırılmasıyla başladı."

Araştırma ilerledikçe bir gerçeği fark ettiler. "Bakım emeklerini hafife alan sistemler içinde yol almaya çalışan kadınların aynı hikâyeleriyle defalarca karşılaştık" diyorlar. Bu durum belgeselin temel sorusunu doğurdu: "Anneliği kutsayan ama nadiren destekleyen bir toplumda anne olmak ne anlama gelir?"

Belgeselin öne çıkardığı konulardan biri ruh sağlığı. Bu, Kıbrıs'taki birçok anne için kritik bir sorun. Ancak yeterince açık şekilde konuşulmuyor.

İkili, "En çok konuşulmayan ama en yaygın sorun ruh sağlığı" diyor. 2024 araştırmasından bir bulguyu paylaşıyorlar: "250 kadının yüzde 86'sı, son bir yılda anneliğin ruh sağlıklarını olumsuz etkilediğini söyledi." Bu rakam, sınırlı destekle birden çok talebi karşılamaya çalışan annelerin yaşadığı geniş gerçekliği yansıtıyor.

İkili şu açıklamayı yapıyor: "Ruh sağlığındaki bu düşüşün arkasında birçok faktör var. Ücretli iş ile bakım arasında denge kurmak, güvenilir destek ağlarının olmaması ve yüksek stresli yaşam tarzları bunların başında geliyor. Tükenmişlik, doğum sonrası depresyon ve anksiyete yaygın."

Üstelik modern anneliğin yarattığı baskılar sadece psikolojik değil, aynı zamanda toplumsal. Bugün annelerden, hiçbir gerçek yardım almadan hem profesyonel hem de sosyal hayatlarının taleplerini karşılamaları bekleniyor.

"Anneler benzersiz ve çoğu zaman ezici bir 'çifte yük' taşıyor. Onlardan ev işlerini ve çocuk bakımını 50 yıl önceki yoğunlukla yürütmeleri, aynı zamanda tam zamanlı çalışmaları ve günümüzün yüksek baskılı ebeveynlik standartlarını karşılamaları bekleniyor."

İkili, bu baskıların çoğunun anneliğin en erken evrelerinde başladığını açıklıyor. Bu evre fiziksel, duygusal ve pratik zorluklarla dolu. Kadınlar bu zorluklarla çoğunlukla yalnız başa çıkmak zorunda kalıyor. İkili durumu şöyle tanımlıyor: "Annelik tüm dinamikleriyle zordur. Dönüştürücü bir deneyimdir. Sıklıkla 'matresans' dönemini içerir; bu, ergenliğe benzer şekilde radikal ve kimliği değiştiren bir geçiş sürecidir."

Emzirme, çekimler sırasında defalarca gündeme gelen bir konu olmuş. İkili şöyle anlatıyor: "Anneler beklentileri ile gerçek deneyimleri arasındaki farkı konuştu. Emzirmek istediler ama fiziksel ve duygusal güçlüklerle karşılaştılar. Bu güçlükler onları ezilmiş, desteksiz ve sıklıkla suçlu hissettirdi."

İkiliye göre bu deneyim, yeni annelere yöneltilen çelişkili beklentiler yüzünden karmaşık bir hâl alabiliyor. Bir katılımcının dediği gibi, emzirme bir 'iki ucu keskin bıçak' olabilir: "Emzirmezsen yargılanırsın, çok uzun süre emzirirsen de yine yargılanırsın."

En çok dikkat çeken bulgu, bu aşamada yeterli desteğin sağlanmaması oldu. İkili, "Çarpıcı olan, bu durumun çoğu zaman anlamlı bir destek eksikliğiyle birlikte gelmesiydi. Kadınlar bu zorluklarla anneliğin ilk haftalarında, en kırılgan dönemlerinde, büyük ölçüde tek başlarına yüzleşmek zorunda kaldı" diyor.

Bu süreçte kadın bedeni büyük değişikliklerden geçiyor. Doğumdan hemen sonra "kadın bedeni, insan bedeninin yaşayabileceği en dramatik hormonal değişimlerden birinden geçer". Bu durum sıklıkla 'çöküş' ya da 'hız treni' olarak adlandırılıyor. Anne tüm bunları yaşarken bir yandan da yenidoğanı için bakım talebini karşılamak zorunda.

Belgesel, kişisel deneyim ve zorlukların ötesinde toplumun yapısındaki daha büyük bir soruna da işaret ediyor. İkili, "Kıbrıs'ta annelik görünmez değil; görünmez olan, anneliğe eşlik eden mücadeleler" diyor.

Buradaki temel sorun, bugünün ebeveynlerine destek olamayan modası geçmiş bir sistem. Beklentiler ve normlar değişirken toplumsal destek mekanizmaları geride kalıyor.

İkili durumu şöyle açıklıyor: "Bakım yükü hâlâ büyük ölçüde annelerin omzunda. Babalara tanınan yalnızca iki haftalık babalık izni gibi yapısal seçimler bu durumu pekiştiriyor."

Birçok aile, günlük yaşamı yönetmek için gayri resmi destek ağlarına başvurmak zorunda kalıyor. İkili şöyle diyor: "Büyükanne ve büyükbabalar çoğu zaman aileleri bir arada tutan görünmez iskeleye dönüşüyor. Bu, ebeveynlere nefes alma fırsatı veren paha biçilmez bir güvenlik ağı." Bununla birlikte böyle bir desteğin elzem olsa da geniş çaplı yapısal yükümlülüklerin yerini tutamayacağına dikkat çekiyorlar.

Yapımcılara göre bu boşlukları doldurmak sadece farkındalık yaratmaktan daha fazlasını gerektiriyor. Somut adımlar atılması gerek. İkili, "MAMMA'da, anlamlı değişimin izole çözümlerin ötesine geçmesi gerektiğini vurguluyoruz. Bakım, istihdam ve aile yaşamını bütüncül şekilde ele alan yapısal reform şart" diyor.

Bazı öncelikler var: ebeveyn izninin uzatılması ve işyerinde eşitliğin sıkı şekilde uygulanması. İkili şöyle ifade ediyor: "Cinsiyet eşitliği, iş gücüne katılım ve aile refahında en üst sıralarda yer alan ülkelerin daha uzun ve daha esnek ebeveyn izni politikaları sunması tesadüf değil."

İkili, "'Annelik cezası' günlük bir gerçek olmaya devam ediyor" diyor. Bu terim, çocuk sahibi olduktan sonra annelerin daha az müsait ya da daha az adanmış görüldüğü, ancak bakım sorumluluklarının çoğunluğunu üstlenmelerinin beklendiği bir dünyaya gönderme yapıyor.

Yapımcılar, belgeselin uzun süredir kaçınılan tartışmalara alan açmasını umuyor. Filmi izleyen birçok kişi için bu süreç çoktan başlamış olabilir. "Anneler nihayet kendilerini görülmüş hissetti."

Belgesel YouTube üzerinden izlenebilir.

Paylaş: