Türkiye çarşamba günü, Avrupa Komisyonu'nun yıllık genişleme raporundaki Kıbrıs tespitlerini reddetti. Raporda Ankara'nın iki devletli çözüm çağrısı reddedilirken, Türkiye'nin adadaki faaliyetleri, varlığı ve projeleri eleştirildi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, tespitlerin Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin “maksimalist pozisyonlarını” savunduğunu açıkladı. Bakanlığa göre tespitler gerçeklikten kopuk ve uluslararası hukukla bağdaşmıyor.
Bakanlık ayrıca AB'nin Türkiye'deki temel haklar ve yargı konusunda “önyargılı ve adaletsiz” olduğu yönündeki tutumunu reddetti. Bakanlığa göre raporun bulguları temelsiz ve özellikle siyasi kriterlerde çifte standart içeriyor. Bakanlık, raporun Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları mutabakatını eleştirmesini de ifadesiyle hükümsüz ve yok hükmünde olarak nitelendirdi.
Komisyon, AB'nin Türkiye ile ortak çıkarların olduğu alanlarda ilişkileri ilerlettiğini belirtti. Ancak Türk makamlarının seçilmiş yetkililere, muhalefet figürlerine ve sivil topluma karşı başlattığı yasal işlemlerin, Ankara'nın temel demokratik ilkelere bağlılığı konusunda endişe yarattığını ekledi. Komisyona göre Türkiye'nin AB üyeliği hedefi ile üyelik için gereken temel siyasi kriterlerdeki gerilemesi arasındaki fark daha da açıldı. Komisyon, 2018'de katılım müzakerelerinin durmasına yol açan etkenlerin de hâlâ çözülmediğini kaydetti.
Türkiye, 1999'dan beri AB'ye resmi aday ülke. Ancak insan hakları karnesinden demokratik gerilemeye kadar uzanan sorunlar nedeniyle üyelik süreci uzun süredir donmuş durumda. Ankara bu iddiaları reddediyor. Muhalefetten birkaç seçilmiş yetkili ve belediye başkanı gözaltına alındı ya da görevden uzaklaştırıldı.
Yetkililer ayrıca bazı medya kuruluşlarına sıkı denetim uyguladı ve LGBTQ+ gruplarını hedef alan operasyonlar yürüttü. Hükümet bu adımların çocukları ve aile değerlerini korumayı amaçladığını savunuyor. Ancak bu uygulamalar insan hakları örgütlerinden ve AB'den sert eleştiri aldı.