Icerige atla
Politika 📰 55/100

Artemis II ve Savaşan Dünyamız

Artemis II ve Savaşan Dünyamız

Artemis II görevinin cesur mürettebatı, daha önce uzaya çıkan her astronotun hissettiği duyguyu yaşadı: Dünya'nın kırılgan güzelliği karşısında hayranlık, uzayın yaşamdan yoksun boşluğundaki bu muhteşem mücevheri koruma arzusu… Yukarıdan ne sınırlar görünüyor ne de yeryüzündeki katliamların izleri. Ancak bu yanılsama, insanlığın yıkıcı siyasi çeşitliliğini gizliyor. Dünya'nın bize ait olduğunu sanıyoruz, oysa biz Dünya'ya aitiz.

Artemis II'nin başarıları ile dünyanın en güçlü makamına yakışır biçimde davranmayan Donald Trump'ın başkanlığı arasındaki tezat çarpıcı. Görev mürettebatı için bir hafta bile kısa gelirdi; işlerini seviyorlardı. Ama siyasette bir hafta çok uzun bir süre.

Bu arada Avrupa Birliği, Macaristan'da Victor Orbán'ın demokratik seçimle yenilmesinden büyük rahatlık duydu. Orbán, Ukrayna konusunda AB'nin önündeki en büyük engeldi. Ukrayna dostu olmayan Trump ise Orbán'ın iktidarda kalmasını desteklemişti. Joe Biden'ın seçiminin hileli olduğunu iddia eden bir adamdan AB siyasetine müdahale girişimi mi?

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Benjamin Netanyahu'yu bölgedeki eylemleri nedeniyle sert biçimde eleştirdi; Netanyahu da Kürt meselesini karşılık olarak gündeme getirdi. İki ülke de başka halkların topraklarını işgal ederken kendi günahlarını meşru, düşmanlarının aynı günahlarını ise suç sayıyor. İroni tam da burada yatıyor.

Baskıcı rejimlerden kötü ve öngörülemeyen eylemler bekleniyor. Ancak son savaşlar, Batılı liderlerin müttefiklerinin suç teşkil eden eylemlerini kabul ettiğini ortaya koydu. Batı, Rusya'yı Ukrayna'daki savaş suçları nedeniyle haklı olarak ama ikiyüzlü biçimde yaptırımlarla cezalandırırken, İsrail yalnızca hafif uyarılarla karşılaştı.

En son duyduğumuz, Lübnan'daki masum sivillerin ölümü ve yerinden edilmesi karşısında söylenen güdük bir "Daha fazla itidal gösterin" çağrısıydı. İsrail'in Hizbullah'ı yok etme hedefi, bu çağrıyı meşrulaştırmak için kullanıldı. Biden ve Trump, İsrail'in masum Filistinlilere yönelik "savunma amaçlı" katliamını silahlandırdı. Erdoğan ise herkesin zaten düşündüğünü dile getirdi: İsrail'in savaşları öncelikli olarak Netanyahu'nun çıkarlarına hizmet ediyor.

İngiltere Dışişleri Bakanı, Hürmüz Boğazı hakkında "boğazı açık tutmak için uluslararası baskı uygulanması gerektiğini" söyledi. Peki Batı, İsrail'in Gazze, İran ve Lübnan'da binlerce kişiyi öldürmesini durdurmak için nerede "uluslararası baskı" uyguladı? Hamas, Hizbullah ve İran fırsatları yarattı; Netanyahu da bu fırsatları büyük bir istekle değerlendirdi.

Batı, İsrail'in güvenliğini birincil odak noktası olarak görürken, evlerinden, hastanelerinden ve okullarından bombalanan Filistinlileri, Lübnanlıları ve İranlı sivilleri harcanabilir mi sayıyor? Onların ölümünün kokusu uzaya kadar ulaşmıyor.

İngiltere, Kanye West'in ülkede sahne almasını yasakladı. Yaratıcı deha, kadın düşmanlığı ve ırkçılık yaymayı mazur göstermez. Hitler hayranı olan West, davranışlarını bipolar bozukluğuna bağladı. Hitler'in katliamcı davranışları bugün akıl hastalığı olarak değerlendiriliyor, ancak bazıları onu hâlâ önyargılarının simgesi olarak hayranlıkla anıyor.

Bu yasak büyük olasılıkla, İngiltere'deki Yahudi topluluklarına bir jest niteliğindeydi. Bu topluluklar hiçbir suçları olmaksızın ırkçılığa ve şiddete maruz kalıyor. Yine de Batı'nın antisemitik söylem ve eylemlere gösterdiği sert tepki ile İsrail'in savaş suçlarına verdiği uyuşuk yanıt arasındaki çelişki göz ardı edilemez.

Gene Roddenberry'nin Star Trek'inde uluslararası bir mürettebat iş birliği içinde çalışıyordu ve Uluslararası Uzay İstasyonu bu vizyonu gerçeğe dönüştürdü. Netflix'teki ISS filmi, Rus ve Amerikalı astronotların uzay istasyonundaki klostrofobik ortamda görevleri paylaşarak çalıştığını gösterdi. Yeryüzünde savaş patlak veriyor, her iki taraftan da gizli emirler geliyor. Çatışmanın sonucu ve itaat edip etmeme kararı, her zaman zor emirler alan insanların karakterine bağlı; bazıları durup sonuçları düşünüyor.

Kıbrıslı ve İrlandalı bilim insanları NASA'nın parlak ekibine gururla katıldı. BBC'de Artemis II hakkında konuşan bir yorumcu, gelecekteki bir ay üssünden en çok kimin faydalanacağı sorusuna şu yanıtı verdi: teknoloji milyarderleri ve Elon Musk. Musk, insan ilerlemesi yerine kişisel uzay zenginliğinin peşinde koşuyor.

Açgözlülük uzaya bile ulaşıyor.

Paylaş: