Çevre ve Hayvan Refahı Komiserliği Ofisi, Dünya Çevre Günü'nde yaptığı açıklamada, Kıbrıs'ın iklim değişikliğinden kaynaklanan baskılarla karşı karşıya olduğunu ve adanın çevre ile iklim yönetişimini güçlendirmesi gerektiğini belirtti.
Komiserlik, her yıl 5 Haziran'da kutlanan Dünya Çevre Günü'nün 1972 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kuruluğunu ve o günden bu yana çevre sorunlarına karşı farkındalık yaratma ve harekete geçme konusunda dünyanın en büyük platformu haline geldiğini hatırlattı.
Bu yılki tema olan "İklim Eylemi: Doğadan İlham", iklim krizine yanıt olarak ve sürdürülebilir yaşamın ön koşulu olarak doğanın korunması ve restorasyonuna odaklanıyor.
Ofis, Doğu Akdeniz'in iklim değişikliğine en savunmasız bölgeler arasında yer aldığı konusunda uyardı. Kıbrıs şimdiden artan sıcaklıkların, düşük yağışların, uzun süreli kuraklıkların, doğal kaynaklar üzerindeki baskının, biyoçeşitlilik kaybının ve giderek daha sık ve yoğun yaşanan orman yangınlarının etkilerini hissediyor.
Açıklamaya göre bu gelişmeler su kaynaklarını, tarımsal üretimi, kıyı bölgelerini, altyapıyı ve genel yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Toprak neminin azalması, arazi kullanımındaki değişiklikler, kırsal ve dağ köylerinin terk edilmesi ve orman yangınlarının etkisi de toprak bozulması ve çölleşme riskini artırıyor.
Komiserlik, bir ada devleti olarak Kıbrıs'ın iklim kaynaklı risklere, özellikle de su kaynakları, kıyı erozyonu ve altyapıya bağlı risklere karşı son derece açık olduğunu vurguladı. Bitki ve hayvan türlerinin yaşam döngülerinde ve doğal habitatlarda değişikliklerin halihazırda gözlemlendiği bildirildi.
Açıklamada, toprağın, su kaynaklarının ve biyoçeşitliliğin korunmasının sürdürülebilir arazi kullanım politikalarını, su yönetimi önlemlerini, Natura 2000 alanlarının korunmasını ve bilimsel verilerle desteklenen daha güçlü çevresel izlemeyi içeren bütünsel bir planlama gerektirdiği belirtildi.
Doğa temelli çözümler, toprak verimliliğinin korunması ve bozulmuş alanların restorasyonu, ülkenin iklim değişikliğine uyum sağlamasına yardımcı olacak temel araçlar olarak öne çıkarıldı.
Komiserlik ayrıca iklim baskılarının artık çevresel kaygıların çok ötesine geçtiğini, halk sağlığını, enerji güvenliğini, tarımı, sivil savunmayı, yaşam koşullarını, mekânsal planlamayı ve ülkenin uzun vadeli direncini giderek daha fazla etkilediğini ifade etti.
Bu doğrultuda ofis, iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma için bir yardımcı bakanlık kurulması olasılığına ilişkin tartışmaların sürdürülmesi gerektiğini belirterek, iklim krizinden etkilenen politika alanları arasında daha güçlü bir koordinasyona ihtiyaç duyulduğunu savundu.
Açıklamada ayrıca "Kıbrıs'ın 1974'ten bu yana bölünmüş olması ve topraklarının yaklaşık yüzde 36'sı üzerinde etkin kontrolün bulunmaması, çevresel planlama açısından ek zorluklar yaratıyor" denildi. Ekosistemlerin birbirine bağlı sistemler olarak işlediği göz önüne alındığında, korunan alanların yönetiminde de güçlüklerin yaşandığı vurgulandı.
Komiserlik, Dünya Çevre Günü vesilesiyle devletten, yerel yönetimlerden, bilim çevrelerinden, sivil toplumdan ve yurttaşlardan tırmanan çevre ve iklim krizine yanıt verme konusunda daha fazla tutarlılık ve sorumluluk göstermelerini istedi.
Açıklamada, "Şimdi daha büyük bir tutarlılık ve sorumlulukla harekete geçme zamanıdır" ifadelerine yer verildi.