Icerige atla
Politika 📰 52/100

Güç, yanılsama ve Thukydides'in uyarısı

Güç, yanılsama ve Thukydides'in uyarısı
Deniz, Kum, Güneş... ve İngilizce

Güç nadiren zayıflıktan çöker; yanlış değerlendirmenin sonuçlarından çöker. ABD ve İsrail'in İran ile yaşadığı yüzleşme, bu tür dönüm noktalarından biri olabilir.

New Hampshire Üniversitesi'nden merhum profesörüm David L. Larson, antik çağ düşünürlerinde "eski" bir şey olmadığını söylerdi. Onlar geçmişin kalıntıları değil, bugünün analistleridir. Kesinlikle haklıydı.

Thukydides tarihi bir anlatı olarak değil, bir analiz olarak kaleme aldı. Sadece ne olduğunu değil, devletlerin kendilerini her şeye muktedir gördüklerinde neden böyle davrandıklarını da açıkladı. Peloponez Savaşı Tarihi yalnızca Atina ve Sparta'yı anlatmaz. Güç koşullarında insan doğasını ve muhakeme bozulduğunda alınan kararları anlatır. Bu nedenle 2.500 yıl sonra hâlâ bize sesleniyor.

Thukydides hem basit hem de rahatsız edici bir gerçeği gözlemledi: Devletler yalnızca zorunluluktan değil, galip geleceklerine inandıkları için savaşa girer. Güç algıyı değiştirir, riski küçümsetir, özgüveni şişirir. Kaçınılmazlık ve kontrol duygusu yaratır.

Thukydides bu mantığı zamana direnen üçlü bir formüle indirgedi: korku, onur ve çıkar. Korku önleyici saldırıyı tetikler. Onur tırmanmayı körükler. Çıkar meşruiyet sağlar. Bu üçü bir araya gelerek çatışmanın gramerini oluşturur.

Atina zirvedeyken deniz hakimiyetine, ekonomik güce ve stratejik özgüvene sahipti. Ancak Sicilya seferine zorunluluktan değil, kendi tercihiyle ve galip geleceğine olan inançla çıktı. Üstünlüğüne, olayları kontrol edebildiğine ve gücünün yeterli olacağına inanıyordu. Ama öyle olmadı. Sonuç sadece yenilgi değil, stratejik çöküş oldu. Başarısızlığın nedeni kapasite eksikliği değil, muhakeme hatasıydı.

Thukydides, Perikles'e hayranlık duyuyordu ve bunun iyi bir nedeni vardı. Perikles sınırları biliyordu. Amaçları araçlarla uyumlu tuttu. Dürtülere direndi. Güce disiplin dayattı. Perikles'in ölümünden sonra bu disiplin çözüldü. Strateji yerini retoriğe bıraktı. Tedbirlilik hırsın önüne geçemedi. Karar alma süreci tutarlı bir tasarım yerine iç baskılarla şekillenmeye başladı. Felaket olan Sicilya seferi bunun ardından geldi.

Bu eski bir hikâye değildir; bugünün gerçeğidir. Dizginlenmeyen güç dengesizleşir. Dengesiz güç ise hem başkalarına hem kendisine tehlikeli hâle gelir.

Thukydides gücün yalnızca maddi olmadığını da kavramıştı. Güç aynı zamanda algılanan bir şeydir. Devletler yalnızca gücün kendisine değil, o gücün ne yapacağına dair inançlarına göre tepki verir. Devlet yönetimi tam da bu noktada bocalar. Öngörülemezlik strateji zannedilir. Sinyaller verilir, değiştirilir, geri alınır. Pozisyonlar kayar, taahhütler bulanıklaşır. Güvenilirlik sessizce aşınır.

Caydırıcılık gücün ortadan kalkmasıyla değil, kullanımının belirsizleşmesiyle zayıflar. Sinyaller tutarlılığını yitirdiğinde stratejik çevre istikrarsızlaşır.

Thukydides'ten çok önce Yunan mitolojisi benzer bir gerçeği yakalamıştı. Eris'in — anlaşmazlık tanrıçasının — altın elması Truva Savaşı'na neden olmadı. Zaten mevcut olan rekabetleri açığa çıkaran bir seçimler zincirine yol açtı. Mit, çatışmanın nasıl başladığını yakalar. Thukydides ise nasıl ilerlediğini açıklar. Bu örüntü — altta yatan gerilim, tetikleyici olay ve tırmandırıcı karar — tek bir lidere veya ana özgü değildir. Gücün kullanılmasının doğasında vardır.

Ani görünen şeyler nadiren öyledir. Uzun süredir birikmiş gerilimler harekete geçer. İran ile yaşanan mevcut yüzleşmede risk tam da burada yatıyor: Yalnızca güç dengesinde ya da asimetrisinde değil, gerilimi tırmanmaya dönüştüren tetikleyicilerde. Güç kapasiteyi belirler, ancak hareketi tetikleyiciler belirler.

Bu dinamik İran'a özgü değildir. Baskı altında gücün algıyla buluştuğu her yerde geçerlidir.

Thukydides iç dinamiklerin dış sonuçları nasıl şekillendirdiğini de anlıyordu. Atina yalnızca stratejiyle değil, tartışma, rekabet ve iknayla yönetiliyordu. Liderler uzun vadeli planları sürdürerek değil, anın duygularına hitap ederek yükseldi. Sonuç tutarsız bir tırmanma oldu.

Bu örüntü bugün de devam ediyor. Dış politika iç siyasetle şekillendiğinde tutarlılık aşınır. Kararlar hızlanır. Riskler göz ardı edilir. Sonuçları kontrol etmek zorlaşır. Yönetim ile demagoji arasındaki çizgi daralır.

En kalıcı içgörü aynı zamanda en tehlikeli olandır: Güç kısıtlamaları ortadan kaldırmaz, onları görünmez kılar.

Melos Diyalogu'nda Atinalılar acımasız bir gerçekçiliği dile getirdi: "Güçlü yapabildiğini yapar, zayıf katlanması gerekene katlanır." Ancak bu netlik bile bir yanılsama barındırıyordu: Gücün tek başına yeterli olduğu yanılsaması. Oysa öyle değildi.

Aşırıya kaçan güç direniş davet eder. Sınırları görmezden gelen güç yeni sınırlar yaratır. Kendini sınırsız sanan güç, en sert biçimiyle kısıtlamayla karşılaşır: başarısızlık.

Bugünün uluslararası sistemi kırılma belirtileri gösteriyor. Kuralların dili sürmekle birlikte uygulama giderek seçici hâle geliyor. Güç daha açıkça dayatılıyor. Kısıtlama daha az göze çarpıyor.

Thukydides'in iç çatışma anlatısında belirttiği gibi, "kelimeler anın gereklerine uyacak şekilde olağan anlamlarını değiştirmek zorunda kaldı." Düşüncesiz cüret "cesaret" oldu; ılımlılık "korkaklık"; tedbirlilik "zayıflık" sayıldı. Bu içgörü bugün de yankılanıyor. Dil gücün bir aracı hâline gelir — algıyı şekillendirir, eylemi meşrulaştırır ve gerçekliği gizler. Böyle bir ortamda Thukydides geçmişin tarihçisi değil, bugünün analistidir.

Uyarısı felsefi değil, pratiktir. Güç disipline edilmelidir. Anlaşılır olmalıdır. Dürtüye değil, stratejiye dayanmalıdır. Aksi takdirde kendi amacını baltalar ve yönetmeye çalıştığı istikrarsızlığı üretir. Daha da kötüsü, yenilgiye yol açar.

Antik Yunanistan'ın geri dönüşüne tanık olmuyoruz. Ancak güç koşullarında insan doğasının sürekliliğine tanık oluyoruz. Thukydides'i zamansız kılan da budur — tüm çağların tarihçisi. Kendisinin yazdığı gibi: "Eserim, bir an için duyulacak bir yarışma parçası değil, ebediyen kalacak bir mülk olarak yazılmıştır."

Soru, liderlerin güce sahip olup olmadığı değildir. Soru, gücün ne yaptığını anlayıp anlamadıklarıdır: muhakemeye, algıya, kararlara ve insani sonuçlara ne yaptığını. Güç devletlerin ne yapabileceğini belirler. Ancak yanlış okunan, yanlış yönetilen tek bir kıvılcım, çoğu zaman ne yapacaklarını belirler. Thukydides'in zamansız uyarısı budur.

Malta'da Eğlen, İngilizce Öğren
Paylaş: