Finansal piyasalar dikkat çekici bir dayanıklılık gösterdi, ancak sistem istikrarına yönelik riskler hâlâ belirgin şekilde yüksek. Bunu Uluslararası Para Fonu (IMF)'nun yeni Küresel Finansal İstikrar Raporu (GFSR) ortaya koyuyor.
«Dayanıklılık, Risk ve Dönüşüm» başlıklı rapor, güçlü kurumsal kârlılığın ve yapay zekâ (AI) alanındaki büyük yatırımların büyümeyi desteklediğini vurguluyor. Ancak aynı dönemde sert bir yapısal baskının da ortaya çıktığını belirtiyor.
Para ve maliye politikası için alan artık son derece sınırlı. Yüksek kamu borcu ve inatçı enflasyon bunun başlıca nedeni. Bu yüzden IMF, denetim otoritelerini herhangi bir atalet durumunda piyasalarda sert çalkantıların patlayabileceği konusunda uyarıyor.
Rapor, küresel finansal koşulları ani biçimde sıkılaştırabilecek üç doğrudan risk ve ciddi kırılganlıklar tespit ediyor.
Yetkililerin, yatırımcıların yapay zekâ sektörüne maruz kalmak için kullandığı aşırı kaldıraca ve türev araçlarına bakması, bunları kontrol altına alması ve sıkı yoğunlaşma limitleri uygulaması isteniyor.
Bankacılık sistemi genel olarak dayanıklı görünüyor. Ancak stres testleri, kriz durumunda önemli sayıda savunmasız bankanın zor duruma düşeceğini gösteriyor. Düzenleyici kurumların Basel III çerçevesini tam olarak uygulaması ve bankaların güçlü sermaye rezervleri tutmasını sağlaması isteniyor.
Geleneksel ticari bankaların «gölge» bankalar ve özel kredi fonlarıyla (private credit) giderek artan bağlantısı nedeniyle gözetmenlerin kaldıraçla ilgili bilgi boşluklarını derhal kapatması da öneriliyor. Böylece sistemik bulaşma riskinin önüne geçilebileceği belirtiliyor.
Bankacılık dışı kuruluşlara verilen krediler
Bu küresel rapor makro-sistemik düzeye odaklanıyor ve Kıbrıs'ı adıyla analiz etmiyor. Yine de anlatılan riskler, yurt içindeki finans ve iş modeline doğrudan dokunuyor. Öne çıkan kritik zorluklar şöyle sıralanıyor:
IMF, varlık ve kaldıraç transferinin bankacılık dışı kuruluşlara yol açtığı riskler konusunda güçlü uyarılarda bulunuyor. Bu, tamamen Kıbrıs'a özgü bir durum. Kıbrıs'taki sistemik bankalar bilançolarını temizlemiş olabilir. Ancak ülkedeki büyük hacimli takipteki krediler (NPL) ekonomi içinde kalmaya devam ediyor ve alacak satın alma ile kredi yönetimi şirketlerine devredildi.
IMF Yürütme Kurulu'nun tavsiyeleri, Kıbrıs Merkez Bankası'na (KTK) yönelik de açık bir talimat niteliğinde. Kıbrıs bankalarının son dönemde yüksek faizler nedeniyle elde ettiği olağanüstü kârlılığa rağmen, gözetmenlerin sermaye tamponlarında (capital buffers) hiçbir gevşemeye izin vermemesi isteniyor.
Bankalar, tahvil getirilerindeki artıştan ya da konut fiyatlarındaki olası düzeltmelerden kaynaklanacak sarsıntılara karşı güçlü tamponlar tutmak zorunda. Bu uluslararası uyarılara somut bir yanıt olarak Kıbrıs Merkez Bankası Başkanı Hristodulos Patsalidis, 2027 bütçesine ilişkin görüşmeler çerçevesinde Meclis Ekonomi Komitesi'ni resmen bilgilendirdi. Patsalidis, şimdiden alınmış sıkı ihtiyati tedbirleri de anlattı.
KTK, yurt içi kredi pozisyonlarına yüzde 1,5 oranında karşı döngüsel güvenlik tamponu (CCyB) uyguladı. Bu uygulama, 230 milyon euro tutarında ek sermaye gerekliliği anlamına geliyor.
KTK ayrıca yurt içi kredi kuruluşlarının sistemik önemine dayalı olarak 440 milyon euroluk ek bir güvenlik tamponu ayırdı. Finansal istikrarı daha da güçlendirmek amacıyla merkez bankası, sistemik risk tamponunu (Systemic Risk Buffer) devreye almayı da şimdiden değerlendiriyor. Bu konudaki resmi kararların 2026 yılı kasım ayının başında açıklanması bekleniyor.