Kıbrıs Enstitüsü araştırmacılarının da yer aldığı yeni bir uluslararası çalışma, okyanusların bulut oluşumu üzerinde daha önce düşünülenden çok daha fazla etkisi olduğunu ortaya koydu.
Bu keşfin, iklim tahminlerinin daha doğru yapılmasını sağlaması bekleniyor.
Bulgular, iklim biliminde uzun süredir devam eden bir belirsizliğin çözülmesine yardımcı oluyor: Uzak okyanuslardaki atmosferik gözlemler neden iklim modeli tahminlerinden sık sık farklılık gösteriyordu?
Nature dergisinde yayımlanan çalışma, atmosferik parçacıkların ve bulutların nasıl oluştuğunun araştırıldığı CERN CLOUD deney düzeneğinde gerçekleştirildi. Bilim insanları, uzak okyanuslardaki atmosferik koşulları yeniden yaratarak, bulut oluşumunu tetikleyen küçük parçacıkların nasıl meydana geldiğini inceledi.
Süreç, mikroskobik deniz organizmaları olan fitoplanktonların saldığı gazlarla başlıyor. Bu gazlar atmosferde kimyasal reaksiyonlara girerek yeni parçacıkların oluşumuna katkıda bulunan bileşiklere dönüşüyor.
Bulguların merkezinde, doğal deniz salınımlarından üretilen bir bileşik olan metansülfonik asitin (MSA) rolü yer alıyor. Onlarca yıl boyunca sülfürik asit, atmosferde yeni parçacık oluşumunun ana itici gücü olarak kabul ediliyordu. Yeni çalışma, MSA'nın uzak okyanuslar üzerinde benzer derecede önemli bir rol oynadığını ve özellikle düşük sıcaklıklarda etkili olduğunu ortaya koydu. MSA ve sülfürik asit birlikte hareket ettiğinde, tek başlarına olduğundan çok daha fazla parçacık üretebiliyor.
Kıbrıs Enstitüsü İklim ve Atmosfer Araştırma Merkezi araştırmacısı ve çalışmanın ilk yazarı Dr Rima Baalbaki, bu mekanizmanın anlaşılmasının, bilim insanlarının Dünya'nın iklim sisteminin nasıl işlediğine dair daha net bir tablo elde etmelerini, gelecekteki iklim koşullarını daha doğru bir şekilde tahmin etmelerini ve 'insan faaliyetlerinin iklim değişikliğindeki rolünü daha güvenilir bir şekilde değerlendirmelerini' sağladığını söyledi.
Çalışmanın yazarlarından Dr Theodoros Christoudias, Kıbrıs'ın küresel ortalamanın iki katı oranında ısınan ve iklim değişikliğinin şiddetli etkilerini halihazırda yaşayan bir bölgede bulunduğunu belirtti. Keşfin, 'iklim sistemlerini daha iyi anlamamıza ve iklim değişikliğinin etkilerine daha iyi hazırlanmamıza yardımcı olduğunu' ifade etti.
Bulguların, dünyanın iklim değişikliğinden en fazla etkilenen sıcak noktalarından biri olan Doğu Akdeniz için özellikle önemli olduğu belirtiliyor. Bu bölgede atmosferik süreçlerin daha iyi anlaşılması, gelecekteki iklim koşullarını modelleme ve tahmin etme yeteneğini doğrudan güçlendiriyor.