Milletvekilleri Pazartesi günü mali komiserin sorumlulukları ile şikâyet ve icra takibi süreçlerine ilişkin yasa tasarısını görüştü. Tartışmanın odağında komiserin kararlarının bankalar için bağlayıcı olup olmayacağı yer aldı.
Tasarıların 6 Nisan'da genel kurulda oylanması bekleniyor.
Pazartesi günkü Meclis Maliye Komitesi toplantısında Maliye Bakanlığı temsilcisi, tasarıdaki değişikliklerin büyük bölümünün hukuki teknik ayrıntılar ve tanımlarla, özellikle de sürelerle ilgili olduğunu belirtti.
Örneğin bir kişinin bildirim aldıktan sonra komisere başvuru süresi 21 günden 30 güne uzatıldı. Ardından çözüm arama süresi 15 günden 30 güne çıkarıldı ve icra takibinden korunma süresi 60 güne yükseltildi.
Tasarıya eklenen bir maddeye göre, borçlunun kredi yeniden yapılandırma koşullarından herhangi birini ihlal etmesi durumunda banka kredinin satışına devam edebilecek.
Tasarıda ayrıca komiserin kararlarına itiraz gerekçelerine, özellikle bankalarla ilgili olanlara atıfta bulunuluyor.
Maliye Bakanlığı, değişikliklerin temel felsefesinin taraflara daha fazla süre tanımak ve mahkemeye başvuru sürecini daha esnek hale getirmek olduğunu vurguladı.
Tasarı kabul edilirse yasa 1 Haziran'da yürürlüğe girecek.
Pazartesi günkü tartışmanın ana gündem maddesi, tüketici tarafından kabul edilen mali komiser kararlarının bağlayıcı kılınması oldu.
Mali Komiser Valentina Georgiades, bu düzenlemenin bireyler ile bankalar arasındaki mevcut dengesizliği gidermeyi amaçladığını söyledi.
Georgiades, bu adımın tüketicinin konumunu güçlendireceğini ve AB'nin alternatif uyuşmazlık çözümüne ilişkin direktifiyle uyumlu olduğunu belirtti.
Georgiades, mahkemeye başvuru hakkına değinerek bir tarafın karara itiraz edebileceği gerekçelerin net biçimde sınırlandırılması gerektiğini, aksi takdirde kurumun zayıflama riskiyle karşı karşıya kalacağını ifade etti.
Georgiades'e göre komiser, yargısal süreç öncesinde esasa ilişkin ilk aşama uyuşmazlık çözüm mercii olarak işlev görecek.
Georgiades, mahkemelerin komiserin kararlarını sadece usul açısından değil esas açısından da tam olarak incelemesine izin verilirse, insanların komiseri etkili bir çözüm yolu olarak görmekten vazgeçeceğini ve kurumun ciddi biçimde zayıflayıp sonunda işlevsiz hale gelebileceğini uyardı.
Ancak Başsavcılık, adalete erişim anayasal hakkının hiçbir taraftan alınamayacağını ve yargısal itiraz yolunun açık kalması gerektiğini belirtti.
Komite Başkanı DIKO milletvekili Christiana Erotokritou, 20.000 Euro'ya kadar olan uyuşmazlıklarda kararların bankalar için bağlayıcı olmasını önerdi.
Kıbrıs Barolar Birliği temsilcisi Christos Karas, bir konunun iki kez incelenmesinin hukuken anlamsız olduğunu savundu. Karas'a göre taraflar komisere başvurmayı seçiyorsa kararın bağlayıcılığını da kabul etmeli; yargısal itiraz yalnızca hukuki hata veya usul sorunlarıyla sınırlı kalmalı.
Tartışmada diğer ülkelerdeki uygulamalara da değinildi. Bazı ülkelerde ilgili kurumlara karşı itirazlar taşra mahkemelerinde değil en üst düzeyde inceleniyor.
Bankacılar Birliği, kararların bağlayıcılığına karşı çıktı ve bankaların hem usul hem esas açısından yargısal itiraz hakkının korunması gerektiğini vurguladı.
Kredi Edinen Şirketler ve Hizmet Sağlayıcılar Birliği de benzer bir tutum sergiledi.
Öte yandan borçlu koruma örgütleri, en azından borçlunun kararı kabul ettiği durumlarda komiserin kararlarının bankalar için bağlayıcı olmasını destekledi. Örgütler, uyuşmazlıkların büyük çoğunluğunun 20.000 Euro sınırını aştığına dikkat çekti.
İflas Dairesi Müdürü Celia Heraclides, herhangi bir yasal düzenlemenin etkinliğinin yeterli altyapı ve denetim mekanizmalarının varlığına da bağlı olduğunu belirtti.
Heraclides, finansal kuruluşların uyumsuzluk göstermesi durumunda Merkez Bankası ve diğer mekanizmalar aracılığıyla zaten mevcut denetim araçlarının bulunduğunu söyledi.
Maliye Bakanlığı, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığında komisere başvurmanın dava açmaya kıyasla daha esnek ve daha az zaman alan bir süreç olduğunu vurguladı. Bakanlık, tasarının felsefesinin mahkemeye başvuru hakkını korurken komiserin rolünü güçlendirmek olduğunu belirtti.
AKEL milletvekili Aristos Damianou, önceliğin AKEL'in sunduğu ve icra takiplerinin "sorunun özüne" dokunan yasa tekliflerinin ilerletilmesi olduğunu açıkladı.
Damianou, bu tekliflerin borçluların ve kefilerin adalete engelsiz erişim hakkını yeniden tesis etmeye odaklandığını söyledi. Böylece borçlular, özellikle haksız şartlar veya bakiye itirazları gibi durumlarda adil bulmadıkları icra takiplerini durdurmak için mahkeme kararı alabilecek.