Feribot biletlerinin bulunamadığına dair bir dizi şikayetin ardından Sayıştay bir soruşturma başlattı. Yapılan incelemede 2022'den 2025'e kadar feribotların ortalama yüzde 49 dolulukla sefer yaptığı ortaya çıktı. Buna rağmen seferleri yürüten şirket, devlet sübvansiyonunun tamamını almaya devam etti.
Sayıştay, Perşembe günü yayımladığı raporda şikayetleri araştırdığını ve rakamları Denizcilik Bakanlığı aracılığıyla doğruladığını açıkladı.
Sayıştay Başkanı Andreas Papaconstantinou, Kıbrıs ile Yunanistan arasındaki feribot bağlantısının 2022 yılında alternatif bir ulaşım seçeneği sunmak amacıyla siyasi bir kararla yeniden başlatıldığını belirtti.
Scandro Holding Ltd şirketi her yıl yaz döneminde 22 gidiş-dönüş sefer gerçekleştiriyor. Şirket bunun karşılığında yılda 5,47 milyon Euro garanti tazminat ve bilet satış gelirlerinin yüzde 6'sını alıyor. Bilet gelirlerinin karşılamadığı kısmı devlet hibesi tamamlıyor.
Sayıştay, 1 Temmuz – 31 Ağustos 2025 tarihleri arasındaki sefer verilerini, bilet rezervasyonlarını ve ödemeleri inceledi. Bu dönemde 16 Limasol-Pire ve 16 Pire-Limasol olmak üzere toplam 32 sefer yapıldı. Bunlardan 21'i rastgele örneklem olarak seçildi.
Soruşturma, talebin yüksek olduğunu ve biletlerin platform açılır açılmaz tükendiğini ortaya koydu. Ancak 2022'den 2025'e kadar feribotlar ortalama olarak yalnızca yarı dolu çalıştı.
2022-2025 döneminde sefer başına ortalama yolcu sayısı, 350 kişilik kapasiteli feribotta yalnızca 173 olarak gerçekleşti.
Sayıştay, "Dört yılda 61.600 yolcuya hizmet verilebilecekken yalnızca 30.459 yolcu taşındı" tespitinde bulundu.
Bazı seferlerde biletler tükenmiş olmasına rağmen 107 yer kullanılmadı. Aynı durum araç taşımacılığı için de geçerliydi; feribot araç kapasitesinin yalnızca yüzde 18'ini kullanıyordu.
Sayıştaya göre bu durum, sistemin "tam bir çarpıtmaya" olanak tanımasından kaynaklanıyor. Örneğin bir kişi, tek kişilik kabinden daha ucuza dört kişilik bir kabinde tek başına seyahat edebiliyor.
Ayrıca sistemdeki diğer zafiyetler nedeniyle müsaitlik durumu her zaman doğru şekilde gösterilmiyor.
Sayıştay, rezervasyonların kalkıştan önce herhangi bir zamanda tam iade ile iptal edilebildiğini de tespit etti. Bu durum birçok yerin rezerve edilip ardından iptal edilmesine yol açtı.
Şirketin web sitesinde yayımlanan politikasına göre, kalkıştan 30 gün öncesine kadar yapılan iptallerde yalnızca liman vergileri iade ediliyor. Ancak Denizcilik Bakanlığı, uygulamada şirketin esnek davrandığını ve bilet bedelinin tamamını liman vergileriyle birlikte iade ettiğini belirtti.
Sayıştay şu değerlendirmede bulundu: "Bu uygulama rezervasyonların makul yönetimini sağlamıyor. Platform açılır açılmaz çok sayıda yer ayırtılmasını ve kullanılmayacak olanların kalkıştan birkaç gün önce iptal edilmesini teşvik ediyor. Bu durum koltukların diğer ilgili yolculara sunulması fırsatını ortadan kaldırıyor."
Bakanlığın, iptal ve gelmeme durumlarından haberdar olmadığı, bunları izlemediği ve kontrol etmediği de tespit edildi. Bu nedenle şirketin biletleri iade edip etmediği ya da ek ücret almadan yeni bilet düzenleyip düzenlemediği konusunda net bir tablo bulunmuyordu.
Sayıştay, bilet fiyatlarının oldukça düşük olduğunu ve devletten alınan hibenin öngörülen gelirin yaklaşık yüzde 93'ünü karşıladığını ekledi.
Ayrıca bilet fiyatları sezona göre değişmiyor. 5,47 milyon Euro garanti tazminat ve bilet satışları üzerinden yüzde 6 komisyon, feriboyu doldurmak için hiçbir teşvik yaratmıyor; aksine yalnızca şirketin işletme maliyetini düşürmeyi garanti ediyor.
Sayıştay, belirlenen performans göstergelerinin yolcu sayısı konusunda gerçek tabloyu yansıtmadığını ve bunun sözleşmenin otomatik olarak üç yıl daha uzatılmasına yol açtığını tespit etti.
Bakanlığın verileri doğrulamak için denetim mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini vurguladı.
Sayıştay, "Bakanlık hizmeti yeniden değerlendirmeli ve mevcut sözleşme için de halkın ve kamu yararının etkin şekilde korunması adına tedbirler almalıdır" ifadesini kullandı.
Deniz ulaşımının sübvansiyonlu bir hizmet olarak değil, kamuya katma değer sunan güvenilir ve kaliteli bir genel hizmet olarak işlemesi gerektiği vurgulandı.
Sayıştay, "Böyle bir yaklaşım turizmin güçlenmesine, ekonomik ve sosyal uyuma ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin uluslararası imajına önemli katkı sağlayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
Sayıştay Başkanı, planın uygulanmasına devam edilmesine yönelik siyasi kararın Bakanlığın kamu kaynaklarını makul kullanma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını belirtti.
"Kamu maliyesine daha az yük getirirken daha fazla insana hizmet verilmesi için derhal yeniden değerlendirme yapılması zorunludur."