Yüksek Mahkeme, İran uyruklu başvuru sahibinin Habeas Corpus (kişinin hukuka aykırı biçimde tutulduğunun tespiti için başvurulan olağanüstü yargı yolu) talebini reddetti. Başvuru sahibi, halen süren tutukluluğunun hukuka aykırı olduğunun ilan edilmesini ve derhal serbest bırakılmasını istemişti. Mahkeme, sınır dışı etme amacıyla yapılan tutukluluğun makul süreyi aşmadığına hükmetti.
Yargıç Alexandros A. Panayiotou, 13 Ekim 2026 tarihli kararında yetkili makamların başvuru sahibinin tutukluluğunu mevzuata uygun biçimde yeniden incelediğini belirtti. Sınır dışı işleminin ise başvuru sahibinin tutukluluk ve sınır dışı emirlerine karşı kendi açtığı davanın sürmesi nedeniyle şu an ilerleyemediğini, bu kapsamda işlemin askıya alındığını kaydetti.
Başvuru sahibi Mart 2026'da Kıbrıs Cumhuriyeti'nde yasa dışı kalmak suçlamasıyla tutuklandı. 23 Mart'ta hakkında tutukluluk ve sınır dışı emirleri çıkarıldı. Başvuru sahibi 31 Ağustos 2026'da Yüksek Mahkemeye başvurarak tutukluluğunun, iki ayda bir yapılması gereken incelemeye tabi tutulmadan sürdüğünü öne sürdü. Ayrıca kendisine gerekçeli bir kararın tebliğ edilmediğini ve yetkili makamların Kıbrıs'tan çıkarılması için fiili bir adım atmadığını iddia etti.
Başvuru sahibi, İran'daki koşulların sınır dışı işlemini pratikte imkânsız kıldığını da savundu. Bu nedenle belirsiz bir süre tutulabileceği riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Kıbrıs Cumhuriyeti başvuruya itiraz etti. Öncelikle başvurunun erken yapıldığını, mevzuatın öngördüğü altı aylık ilk tutukluluk süresinin henüz dolmadığını ileri sürdü. Cumhuriyet ayrıca tutukluluğun kaçma riski nedeniyle yasal ve gerekli olduğunu, sınır dışı işleminin gecikmesinin ise başvuru sahibinin davranışı ve kendi başlattığı yargı süreçleriyle bağlantılı olduğunu savundu.
Mahkemeye sunulan bilgilere göre başvuru sahibi 2006'da iltica başvurusunda bulundu. Bu başvuru hem ilk derecede hem de temyiz aşamasında reddedildi. Başvuru sahibi 2013'te sahtecilik, sahte belge kullanma, kimlik sahteciliği ve yasa dışı kalma gibi suçlamalarla tutuklandı. Eylül 2013'te hakkında tutukluluk ve sınır dışı emirleri çıkarıldı ve 2014'te İran'a sınır dışı edildi.
Kararda belirtildiğine göre başvuru sahibi 2014'ün sonunda Kıbrıs Cumhuriyeti'nin denetimi dışındaki bölgeler üzerinden adaya yeniden girdi. Ardından bir Kıbrıslı yurttaşla evlenerek oturma izni aldı. Bu izin Ocak 2024'e kadar yenilendi. 2022'de boşanmasının ardından oturum durumunu düzenlemek için yeni bir başvuru yaptı, ancak bu başvuru Nisan 2024'te reddedildi. Başvuru sahibi Mart 2026'da yeniden yasa dışı kalmak suçlamasıyla tutuklandı.
Başvuruyu inceleyen Yüksek Mahkeme, erken yapıldığı yönündeki iddiayı reddetti. Mahkeme, tutukluluğun yasallığının altı aylık sürenin dolmasından önce de incelenebileceğini açıkladı. Bununla birlikte, bu davada tutukluluğun 8 Nisan, 11 Haziran ve 15 Temmuz 2026 tarihlerinde yeniden incelendiğini tespit etti. Bu incelemelerde başvuru sahibinin göç geçmişi, önceki sınır dışı edilmesi, adaya yeniden girişi ve seyahat belgelerinin temini için yapılan girişimler dikkate alındı.
Mahkeme, İran'daki durumun sınır dışı işlemini imkânsız kıldığı iddiasını da kabul etmedi. Mahkemenin belirttiğine göre, ülkede hâlâ savaş ya da olağanüstü hal koşullarının sürdüğünü ya da o ülkeye uçuşların yasaklandığını gösteren yeterli belge önüne gelmemişti.
Mahkeme ayrıca yabancı uyruklu kişilerin sınır dışı amacıyla tutulmasının sınırsız olamayacağını hatırlattı. Bu tutukluluğun, sınır dışı işlemini gerçekleştirmek için gerekli süre kadar sürmesi gerektiğini, yetkili makamların da bu konuda gerekli özenle hareket etmek zorunda olduğunu vurguladı. Ancak mahkeme, bu davada makul bir sürenin geçmediğine ve tahliyeyi gerektirecek bir hukuka aykırılığın ortaya konmadığına karar verdi.
Karar, «Sınır dışı işlemi için yapılan tutukluluk makul süreyi aşmamıştır ve bu nedenle hukuka aykırı hâle gelmemiştir» cümlesiyle sonuçlandı. Başvuru, masraflar hakkında bir karar verilmeksizin reddedildi.