Küresel deniz taşımacılığı daha derin ve daha kalıcı bir jeopolitik istikrarsızlık dönemine giriyor. Hürmüz Boğazı'ndan Karadeniz'e ve Libya'ya uzanan krizler; ticari gemileri, enerji akışını ve kritik altyapıyı etkileyen geniş bir tehdit ortamının parçası haline geliyor.
Newmoney'de aktarıldığı üzere, deniz taşımacılığının karşı karşıya olduğu riskler artık geleneksel çatışma veya petrol kesintisiyle sınırlı değil. Askeri gerilimler, siber tehditler, deniz mayınları, drone saldırıları, enerji şokları ve hibrit operasyonlar giderek birbirine bağlanıyor. Bu durum, gemi sahipleri ve mürettebatı için çok daha karmaşık bir operasyon ortamı yaratıyor.
EOS Risk Group'ta Yunanistan ve Kıbrıs Denizcilik Ticari Müdürü ve Ülke Temsilcisi Nikolas-Alketas Drosos, durumu şöyle özetledi: "Uluslararası denizcilik sektörü için artık soru riskin var olup olmadığı değil. Soru, bölgesel bir krizin ne kadar hızlı küresel bir denizcilik şokuna dönüşebileceğidir."
Endişelerin odağında Orta Doğu ve özellikle dünyanın en önemli deniz geçişlerinden biri olan Hürmüz Boğazı yer alıyor.
Drosos, bölgenin yavaş yavaş modern bir "hibrit darboğaz" noktasına dönüştüğünü söyledi. Bu yapıda tehdit yalnızca enerji akışını değil, küresel dijital ekonominin işleyişini de tehdit ediyor.
Drosos, "Drone saldırıları, GPS/GNSS sistemlerine yönelik elektronik müdahaleler, artan askeri varlık ve siber tehditler ticari gemiler için son derece istikrarsız bir operasyon ortamı yaratıyor" dedi.
EOS Risk analizlerine göre Hürmüz'deki kriz artık petrol trafiğiyle sınırlı değil. Bölgenin suları altında kritik denizaltı fiber optik kabloları da uzanıyor ve bu kablolar küresel internet trafiğinin yüzde 99'unu taşıyor.
Bu sistemler bankacılığı, lojistiği, bulut altyapısını ve uluslararası iletişimi destekliyor. Askeri eylem veya kaza kaynaklı büyük bir kesinti yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel tedarik zincirlerini ve dijital hizmetleri de etkileyebilir.
Uluslararası dikkat Basra Körfezi'ne odaklanmış olsa da Karadeniz uluslararası deniz taşımacılığı için en tehlikeli ortamlardan biri olmaya devam ediyor.
EOS Risk'in Karadeniz'e ilişkin son analizine göre, Rusya'nın Ukrayna limanlarına saldırı riski "Yüksek" seviyeye çıktı. Ukrayna veya Rusya çıkarlarıyla bağlantılı ticari gemilere yönelik risk de yüksek kabul ediliyor. Bölgede faaliyet gösteren üçüncü taraf ticari gemilerin yanlış tanımlanma veya ikincil hasar görme riski de önemli bulunuyor.
Liman tesisleri ve ticari gemilere yönelik drone ve füze saldırıları arttı. Deniz mayınları ve patlamamış mühimmat tehdidi taşıma rotalarını etkilemeye devam ediyor. EOS Risk, sürüklenen mayınların hava koşulları ve deniz akıntıları nedeniyle Romanya, Bulgaristan ve Türkiye kıyılarına bile sürüklenebileceği uyarısında bulundu.
Drosos, "En endişe verici unsur, çatışmanın artık geleneksel bir kara savaşının sınırlarını aşmış olmasıdır" dedi.
Drosos şunları ekledi: "Rusya ve Ukrayna enerji tesislerini, limanları ve deniz altyapısını hedef alıyor. Drone'lar ve insansız deniz araçları (USV) ticari gemilere yönelik tehdidin karmaşıklığını dramatik şekilde artırıyor."
Riskler Karadeniz ile sınırlı değil. Drosos, Akdeniz'deki bir diğer istikrarsızlık kaynağının Libya olduğunu söyledi. Bu ülkedeki limanlar ve petrol altyapısı ani kesintilere karşı savunmasız.
Drosos şöyle konuştu: "Libya, Akdeniz'de bir başka istikrarsızlık merkezi olmaya devam ediyor. Zaviye'deki son çatışmalar, tankerlerin limandan geçici olarak tahliye edilmesine ve ülkenin en büyük rafinerisinde operasyonların askıya alınmasına yol açtı."
Drosos ayrıca "Milisler arasındaki çatışmalara kentsel ortamlarda intihar drone'larının kullanımı da eşlik etti. Bu gelişme, asimetrik savaş teknolojilerinin artık Kuzey Afrika'ya yayıldığını gösteriyor" ifadelerini kullandı.
Deniz taşımacılığı açısından Libya'daki durum özellikle önemli. Limanlar ve petrol tesisleri ani kapanmalara, mücbir sebep ilanlarına ve silahlı gruplar arasındaki çatışmalara açık kalmaya devam ediyor.
İş ve denizcilik ortamında mücbir sebep ilanı, bir şirket veya sözleşme tarafının savaş, doğal afet, yaptırım veya grev gibi olağanüstü ve öngörülemeyen olaylar nedeniyle yükümlülüklerini yerine getiremediğini bildirmek için kullanılır.
EOS Risk, operasyonel olarak istikrarlı kabul edilen bölgelerin bile ani şiddet patlamaları veya siyasi çalkantılardan etkilenebileceğini belirtti.
Bu tablo karşısında Yunan sahipli birçok gemi artan risk bölgelerinde faaliyet göstermeye devam ediyor veya bu bölgelere maruz kalıyor. Hürmüz'den Karadeniz'e ve Libya'ya kadar Yunan armatörler, operasyonel riskin jeopolitik, askeri ve siber tehditlerle giderek daha fazla bağlantılı olduğu bir ortamı yönetmek zorunda.
Drosos şu kritik soruyu sordu: "Ve burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Dünyanın en büyük denizcilik güçlerinden biri olan Yunanistan, Yunan sahipli filoyu doğrudan etkileyen bir ortamda basit bir gözlemci olarak kalabilir mi?"
Drosos, Yunan sahipli deniz taşımacılığının küresel ticaretin stratejik bir ayağı olmaya devam ettiğini açıkladı. Bu durum, söz konusu bölgelerdeki gelişmelerin navlun piyasalarını, savaş riski primlerini, enerji akışını ve uluslararası deniz taşımacılığının genel istikrarını doğrudan etkilediği anlamına geliyor.
Drosos, "Uluslararası güvenlik girişimlerine daha aktif katılım, denizcilik güvenliği bilgi paylaşımı ve kritik deniz altyapısının korunması ihtiyacı artık giderek daha belirgin hale geliyor" dedi.
Drosos'a göre uluslararası deniz taşımacılığı artık denizcilik güvenliğinin ayrı veya izole bir konu olarak ele alınamayacağı yeni bir döneme giriyor.
Bunun yerine, bilgi ve veri analizine dayalı güvenlik, siber dayanıklılık, jeopolitik öngörü ve gerçek zamanlı kriz yönetimi operasyonel hayatta kalmak için vazgeçilmez hale geldi.